İran ile devam eden çatışmaların ABD ekonomisinde yarattığı enflasyon baskısı ve iktidardaki Cumhuriyetçi Parti içindeki derin görüş ayrılıkları, Kasım 2026’da yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Beyaz Saray üzerindeki baskıyı artırıyor.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) iç siyaseti, bir yandan İran cephesinde süregelen askeri operasyonlar diğer yandan ise İsrail ile ilişkilerde yaşanan eksen kaymalarıyla çalkantılı bir süreçten geçiyor. Başkan Donald Trump yönetiminin Venezuela müdahalesi gibi hızlıca sonuçlanacağını öngörerek giriştiği İran operasyonunda dördüncü aya girilirken, kamuoyunda ve parti tabanında yükselen huzursuzluk yaklaşan Kongre seçimleri öncesinde Cumhuriyetçileri zorlu bir sınava tabi tutuyor. Yapılan son anketler ve parti içi çatlaklar, dış politikanın iç siyaseti ve ekonomik dengeleri doğrudan sarsmaya başladığını gösteriyor.
Cumhuriyetçi Parti İçinde "Müdahalecilik" Çatlağı
İran ile çatışmaların uzaması, Trump’ın "Amerika’yı Yeniden Harika Yap" (MAGA) hareketi tabanında "zorunlu olmayan savaşlara" karşı olan tepkiyi yeniden alevlendirdi. Haziran 2026’da yayımlanan Ipsos anketine göre, Amerikalıların yüzde 57’si Trump’ın İran sürecini yönetme biçimini onaylamıyor. Bu oran içerisinde Cumhuriyetçi seçmenlerin yüzde 29'unun yer alması dikkat çekerken, parti destekçisi önde gelen medya figürleri de yönetimi askeri müdahalelerden uzak durma vaadine sadık kalmamakla suçluyor.
Bu durum karşısında, 2028 başkanlık yarışında tabanın desteğini garantilemek isteyen Başkan Yardımcısı JD Vance, diplomatik bir çıkış yolu arayarak İran ile ateşkes müzakerelerinin başına geçti. Ancak Vance’in bu hamlesine karşın, Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun daha sert ve İsrail yanlısı bir çizgi izlemesi, Cumhuriyetçi Parti'nin dış politika vizyonundaki bölünmeyi gözler önüne seriyor. Rubio, 26 Haziran'da İsrail ve Lübnan arasında arabuluculuk yaparak üçlü bir mutabakat sağlanmasını yönetirken, Vance ise İsrail’in Lübnan operasyonlarının İran ile yürütülen hassas ateşkes sürecini baltaladığını savunuyor.
Demokratlar Orta Doğu Rotalarında Bölündü
Muhalefetteki Demokratlar ise İran konusundaki tek sesli duruşlarına rağmen, İsrail’e yönelik politikalarda derin bir kutuplaşma yaşıyor. Özellikle genç seçmen tabanında İsrail’e verilen desteğin hızla eridiği gözlemleniyor. Partinin sol kanadı Tel Aviv’e yapılan silah satışları ve mali yardımların tamamen kesilmesi yönünde çağrıda bulunurken, merkez kanat ise seçim kampanyalarına sağlanan fonları ve stratejik ittifakı korumak adına mevcut ilişkilerin zedelenmemesi gerektiğini savunuyor.
Bu çekişme, Senato’daki çoğunluğun belirlenmesinde kritik rol oynayacak eyaletlerdeki aday belirleme süreçlerini de doğrudan etkiliyor. Örneğin Maine eyaletinde 27 Temmuz’a kadar netleşmesi beklenen adaylık süreci, Demokratların gelecek dönemde Kongre’de Trump yönetimini ne ölçüde dengeleyebileceğinin bir göstergesi olacak.
Ekonomik Fatura ve Seçim Senaryoları
Kasım 2026’da yapılacak Kongre seçimleri öncesinde dış politikanın ABD ekonomisindeki yansımaları belirleyici bir faktör olarak öne çıkıyor. Savaş bütçelerinin yarattığı yük, artan enflasyon ve tırmanan faiz oranları Amerikan seçmeninin öncelikli gündem maddesi haline gelmiş durumda.
Analistler, İran cephesindeki askeri hareketliliğin derinleşerek içinden çıkılmaz bir hal alması ve ekonomik göstergelerin kötüleşmeye devam etmesi durumunda, Cumhuriyetçilerin Kongre seçimlerinde ağır bir yenilgiyle karşılaşabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, hem mevcut yönetimin ikinci dönemdeki hareket alanını kısıtlama hem de 2028 başkanlık yarışındaki dengeleri tamamen değiştirme potansiyeli taşıyor.