1 Mart 2026 Pazar
Haber

ABD Tahvil Faizlerindeki Gevşeme Türkiye’nin Dış Kaynak Erişimini Kolaylaştırıyor

Küresel piyasaların en önemli referans noktası olan ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yaşanan geri çekilme, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını artırıyor. Bu düşüş, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini azaltırken, Türk lirası varlıklara olan yabancı ilgisini de destekliyor.

Paylaş:
ABD Tahvil Faizlerindeki Gevşeme Türkiye’nin Dış Kaynak Erişimini Kolaylaştırıyor

Küresel piyasaların en önemli referans noktası olan ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yaşanan geri çekilme, gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını artırıyor. Bu düşüş, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini azaltırken, Türk lirası varlıklara olan yabancı ilgisini de destekliyor.

ABD ekonomisinden gelen son verilerin enflasyonda yavaşlamaya ve iş gücü piyasasında soğumaya işaret etmesi, küresel finans piyasalarında kartların yeniden dağıtılmasına neden oluyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) beklenen faiz indirimlerine ilişkin tahminlerin güçlenmesiyle birlikte, ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,02 seviyesine kadar gerileyerek Aralık 2025'ten bu yana en düşük düzeyini test etti. Bu gelişme, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için dış finansman koşullarının iyileşmesi anlamına geliyor.

Fed Beklentileri Piyasayı Şekillendiriyor

Piyasalardaki fiyatlamalar, Fed’in yılın ilk faiz indirimini haziran ayında gerçekleştirebileceği senaryosu üzerinde yoğunlaşıyor. Bankanın yıl genelinde toplam üç kez faiz indirimine gidebileceği öngörüsü, tahvil piyasalarındaki alım iştahını destekleyen ana unsur olarak öne çıkıyor. ABD 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 4,09 seviyelerinde dengelenmesi, küresel likiditenin yeniden gelişmekte olan piyasalara yönelmesi için uygun bir zemin hazırlıyor.

Türkiye’nin Risk Primi (CDS) Düşüş Eğiliminde

ABD tahvil faizlerindeki gerileme, Türkiye’nin kredi risk primine (CDS) de olumlu yansıyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi, Nisan 2025’ten bu yana genel bir düşüş trendi izliyor. Yıl başında 202,7 baz puana kadar gerileyen risk primi, bölgesel jeopolitik gerilimlerin etkisiyle bir miktar yükselerek 218 baz puan seviyelerine çıksa da, ekonomi yönetimine duyulan güven sayesinde bu artış sınırlı kaldı.

Düşen risk primi ve gerileyen küresel faiz oranları, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini aşağı çekerek Hazine’nin ve özel sektörün daha uygun koşullarda finansmana erişmesine olanak tanıyor.

Yabancı Yatırımcıdan 6 Haftalık Kesintisiz Giriş

Tahvil faizlerindeki düşüş ve Türkiye’nin uyguladığı rasyonel ekonomi politikaları, yabancı yatırımcının Türk varlıklarına olan ilgisini somut verilere dönüştürdü. Bankaların yurt dışı şubeleri hariç tutulduğunda, yurt dışı yerleşiklerin son 6 haftadır Türkiye piyasalarında net alıcı pozisyonunda olduğu görülüyor.

Verilere göre, 6 Şubat haftasında yabancı yatırımcılar 134,3 milyon dolarlık hisse senedi ve 255,6 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımı gerçekleştirdi. Yabancıların son 6 haftadaki toplam net DİBS alımı ise 4 milyar 233 milyon dolara ulaştı. Bu güçlü giriş, yabancı yatırımcının Türk tahvillerine olan güveninin tazelendiğini gösteriyor.

"Güvenli Liman" Algısı Değişiyor

Piyasa uzmanları, ABD 10 yıllık tahvillerine olan talebin ardında yatan nedenlerin değiştiğine dikkat çekiyor. Özellikle jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcıların güvenli liman arayışıyla ABD tahvillerine yöneldiği belirtiliyor.

Uzman değerlendirmelerine göre, geçmişte altın ve gümüşün üstlendiği "güvenli liman" rolü, son dönemde kısmen ABD tahvillerine kaymış durumda. Bu talep artışı faizleri aşağı çekerken, doların küresel gücünü de bir miktar törpülüyor. Bu durum, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan gelişmekte olan ülkelerin risk primlerini düşürücü bir etki yaratıyor ve sermaye akımlarının bu ülkelere yönelmesini teşvik ediyor.