5 Mart 2026 Perşembe
Haber

AB'den Sanayide Yeni Dönem: Kamu Alımlarında "Yerli Üretim" Zorunluluğu Geliyor

Avrupa Birliği, sanayi tabanını güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla hazırladığı "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" kapsamında, kamu ihalelerinde ve sübvansiyonlarda Birlik içinde üretimi şart koşan yeni bir düzenlemeye gidiyor.

Paylaş:
AB'den Sanayide Yeni Dönem: Kamu Alımlarında "Yerli Üretim" Zorunluluğu Geliyor

Avrupa Birliği, sanayi tabanını güçlendirmek ve dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla hazırladığı "Sanayi Hızlandırıcı Yasa" kapsamında, kamu ihalelerinde ve sübvansiyonlarda Birlik içinde üretimi şart koşan yeni bir düzenlemeye gidiyor.

Brüksel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne, Avrupa sanayisini korumak ve geliştirmek adına kritik bir adım atacaklarını duyurdu. Hazırlanan yeni yasa teklifi ile Avrupa Birliği (AB) fonlarının ve kamu kaynaklarının öncelikli olarak Birlik sınırları içindeki üretime yönlendirilmesi hedefleniyor.

"Avrupa'nın Parası Avrupa'da Kalmalı"

Sejourne, düzenlemenin temel mantığını "Avrupa’nın parası, yani kamu alımları ve doğrudan sübvansiyonlar söz konusu olduğunda Avrupa önceliğini uygulamaya koyuyoruz" sözleriyle özetledi. Komisyon, vergi mükelleflerinden toplanan kaynakların yine Avrupa'daki üretim tesislerine ve istihdama dönmesi gerektiği görüşünde.

Daha önce "Made in Europe" olarak lanse edilen ancak kapsamı netleştirilerek "Made in EU" (AB'de Üretildi) ismini alan bu girişim, özellikle stratejik öneme sahip sektörleri kapsıyor. Bu sektörler arasında enerji yoğun endüstriler (çelik, alüminyum, çimento, kimya), otomotiv (elektrikli araçlar, kamyonlar, otobüsler) ve yenilenebilir enerji teknolojileri (rüzgar türbinleri, bataryalar, ısı pompaları, güneş panelleri) ile nükleer enerji yer alıyor.

Hedef: Sanayinin GSYH Payını Yüzde 20'ye Çıkarmak

AB Komisyonu, Avrupa'nın stratejik özerkliğini kazanmasının yolunun güçlü bir sanayi tabanından geçtiğini vurguluyor. Sejourne, halihazırda yüzde 14 seviyesinde olan sanayinin Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payını, 2035 yılına kadar yüzde 20’ye yükseltmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Yeni düzenleme ile her sektör için belirli oranlarda "Avrupa'da üretim" şartı getirilecek. Bu şartların kamu ihalelerinde ve devlet desteklerinde belirleyici kriter olması planlanıyor.

Ticaret Ortakları ve Gümrük Birliği Ülkelerinin Durumu

Düzenlemenin en çok merak edilen kısımlarından biri de AB üyesi olmayan ancak Birlik ile ticari entegrasyonu bulunan ülkelerin durumu. Sejourne, "Made in EU" etiketinin uygulanmasında mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesinin esas alınacağını belirtti.

Buna göre, AB ile Gümrük Birliği veya serbest ticaret anlaşması olan ülkelerin ürünleri, belirli şartlar altında Birlik menşeli kabul edilebilecek. Ancak bu kabul, söz konusu ülkelerin de kendi kamu alımlarında Avrupalı şirketlere eşit muamele gösterip göstermediğine ve ekonomik güvenlik değerlendirmelerine bağlı olacak. Komisyon yetkilisi, "AB ile ticaret anlaşması olan hiçbir ülke peşinen dışlanmayacak, ancak kriterlerimize ve karşılıklılık ilkesine bakacağız" ifadelerini kullandı.

Birlik İçinde Farklı Görüşler

"Made in EU" girişimi, Birlik üyesi ülkeler arasında da farklı yaklaşımlara neden oluyor. Fransa, bu tür korumacı adımların en büyük savunucusu konumundayken, Almanya gibi ihracat odaklı ekonomiler daha temkinli. Berlin yönetimi, katı yerlilik şartlarının yatırımları caydırabileceği, maliyetleri artırabileceği ve küresel ticarette misillemelere yol açabileceği endişesini taşıyor.

Türkiye açısından ise Gümrük Birliği ortağı olması sebebiyle sürecin yakından takip edilmesi gerekiyor. Türk üreticilerin bu kapsama dahil edilmesi, AB pazarındaki rekabet güçlerini korumaları açısından hayati önem taşıyor. Tasarının yasalaşma sürecinde Avrupa Parlamentosu ve üye ülkeler arasındaki müzakerelerin son şekli belirlemesi bekleniyor.