Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gerçekleştirdiği Moskova ziyareti, Orta Doğu’dan Karadeniz’e ve Güney Kafkasya’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki kriz başlıklarını ve Türkiye’nin kriz yönetimindeki merkezi diplomatik rolünü yeniden ön plana çıkardı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya temasları, küresel jeopolitik dönüşümlerin hız kazandığı ve bölgesel krizlerin derinleştiği kritik bir zaman diliminde gerçekleşti. Ankara ve Moskova arasındaki bu üst düzey buluşma, yalnızca iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirmekle kalmayıp, küresel güvenlik mimarisinde Afro-Avrasya hattının yeniden şekillenmesine yönelik çok katmanlı bir istişare zemini oluşturdu.
Orta Doğu Denkleminde Güvenlik İstişareleri
Ziyaretin en önemli gündem maddelerinden birini, Amerika Birleşik Devletleri, İran ve İsrail hattında yaşanan askeri ve diplomatik hareketlilik oluşturdu. Bölgesel bir savaş ihtimalinin engellenmesi, sınır güvenliği, Irak ve Suriye’deki mevcut dengeler açısından İran dosyasını yakından takip eden Türkiye, Moskova ile koordinasyonu hayati önemde görüyor.
Bakan Fidan’ın Moskova temasları kapsamında Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu ile de bir araya gelmesi, bu güvenlik istişarelerinin kapsamını genişletti. Görüşmelerde Filistin-İsrail hattındaki son durumun yanı sıra Suriye ve Libya dosyalarındaki kurumsal işbirlikleri kapsamlı şekilde ele alındı.
Güney Kafkasya ve Karadeniz Hattında Yeni Dengeler
Görüşmelerin bir diğer kritik boyutu ise Güney Kafkasya’da Ermenistan’daki iç gelişmelerle birlikte şekillenen yeni barış iklimi oldu. Rusya’nın bölgedeki ulaşım hatlarının açılması ve çatışma sonrası yeniden inşa süreçlerine yaklaşımı değerlendirilirken, Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecine verilecek destek de masadaki yerini aldı.
Avrupa güvenlik mimarisini ve küresel dengeleri sarsmaya devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı da Ankara-Moskova hattının kaçınılmaz başlıkları arasında yer aldı. Karadeniz’de tırmanan gerilime ve liman güvenliğine yönelik risklere karşı Türkiye’nin dengeli duruşu dikkat çekiyor. Ankara, Montrö Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde yürüttüğü istikrarlı politikayla taraflar arasındaki kriz yönetiminde ve güvenli deniz taşımacılığının sürdürülmesinde merkezi rol oynamaya devam ediyor.
Enerji Diplomasisi ve Ekonomik Ortaklık
İki ülke arasındaki ilişkilerin ekonomi ve enerji boyutları da masadaki ağırlığını korudu. 2025 yılında yaklaşık 49 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşan Türkiye-Rusya ilişkilerinde, Akkuyu Nükleer Güç Santrali projesi ile TürkAkım doğal gaz boru hattının mevcut durumu kritik başlıklar olarak öne çıktı. Küresel enerji koridorlarının güvenliğinin her zamankinden daha fazla tartışıldığı bu dönemde, Türkiye’nin enerji merkezi olma potansiyeli iki ülke arasındaki stratejik bağları daha da kuvvetlendiriyor.