5 Mart 2026 Perşembe
Haber

Atık Karides Kabuklarından Küresel Pazara: Türk Biyoteknoloji Girişimi "Kitosan" İhracatına Hazırlanıyor

Biyolog ve girişimci Seda Çakır, yıllarca ithal edilen ve biyoteknolojinin ‘altın maddesi’ olarak bilinen kitosanı yerli imkanlarla üreterek, 2030’da 80 milyar dolara ulaşması beklenen dev pazardan Türkiye’nin pay almasını hedefliyor.

Paylaş:
Atık Karides Kabuklarından Küresel Pazara: Türk Biyoteknoloji Girişimi "Kitosan" İhracatına Hazırlanıyor

Biyolog ve girişimci Seda Çakır, yıllarca ithal edilen ve biyoteknolojinin ‘altın maddesi’ olarak bilinen kitosanı yerli imkanlarla üreterek, 2030’da 80 milyar dolara ulaşması beklenen dev pazardan Türkiye’nin pay almasını hedefliyor.

Biyoteknoloji alanında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen yerli girişimler, katma değeri yüksek ürünlerle küresel pazarda rekabet etmeye hazırlanıyor. Marmara Üniversitesi Biyoloji Bölümü mezunu girişimci Seda Çakır, eğitim hayatı sırasında fark ettiği "ithal hammadde" sorununa çözüm üreterek, karides ve yengeç gibi kabuklu su ürünlerinin atıklarından kitosan polimeri üretmeyi başardı. Çakır, geliştirdiği yerli üretim teknolojisiyle Türkiye’yi bu stratejik maddenin ihracatçısı konumuna getirmeyi amaçlıyor.

İthalata Yerli Alternatif

Üniversite eğitimi sırasında laboratuvar çalışmalarında sıkça kullanılan ancak tamamen yurt dışından tedarik edilen kitosan maddesi üzerine yoğunlaşan Çakır, mezuniyetinin hemen ardından harekete geçti. "Neden Türkiye'de üretmiyoruz?" sorusuyla yola çıkan girişimci, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın "Tekno Girişim Sermaye Desteği" ile kendi şirketini kurdu.

Çalışmalarını İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Teknokenti Entertech bünyesinde sürdüren Çakır, kitosanın sadece kabuklu deniz ürünlerinden değil, yenilebilir mantarlar ve mikro mantarlardan da elde edilebildiğini belirtti. Mevcut ticari üretimde ise hammadde kaynağı olarak ağırlıklı bir şekilde karides atıkları kullanılıyor.

Sanayiciden Yerli Üretime Yoğun İlgi

Dünya literatüründe "en fonksiyonel maddelerden biri" olarak tanımlanan kitosan; antimikrobiyal, antioksidan ve kanama durdurucu gibi biyoaktif özellikleri sayesinde tarımdan medikale, tekstilden kozmetiğe kadar geniş bir yelpazede kullanılıyor.

Yerli sanayicinin ithal ürün yerine yerli üretimi tercih ettiğini vurgulayan Çakır, bunun nedenini şu sözlerle açıkladı: "Sanayicilerimiz, yurt dışından getirmek yerine AR-GE süreçlerinde bizim üretimimizi tercih ediyor. Bu durum, onlara hem ürüne daha hızlı ulaşma imkanı sağlıyor hem de doğrudan teknik destek alabiliyorlar. Bir anlamda onlarla kurum içi AR-GE ortağı gibi çalışıyoruz."

Hedef: 80 Milyar Dolarlık Pazar

Kitosan pazarının küresel ölçekte hızla büyüdüğüne dikkat çeken Çakır, pazarın 2030 yılında 80 milyar dolarlık bir hacme ulaşmasının beklendiğini kaydetti. Mevcut durumda pazarın büyük kısmının Asya ülkeleri ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından domine edildiğini belirten Çakır, Türkiye'nin henüz bu pastadan hak ettiği payı alamadığını ifade etti.

Girişim, iç pazarda 2020 yılından bu yana satış gerçekleştirirken, ihracat kanallarını açmak için de ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği ülkeleriyle görüşmelerini sürdürüyor. Özellikle Hollanda ve Almanya pazarlarına giriş için ön görüşmelerin başladığı belirtiliyor.

Kozmetik Sektörüne Yenilikçi Dokunuş

Sadece hammadde tedarikçisi olarak kalmayan girişim, katma değerli son ürünler üzerinde de çalışıyor. Kitosan içerikli kozmetik ürünler geliştirdiklerini belirten Çakır, medikal üretim yapan bir firmadan yatırım aldıklarını ve bilinen bir marka ile cilt bakım ürünleri üretimine başladıklarını duyurdu.

Biyoteknoloji sektörünün yüksek maliyetli ve sabır gerektiren bir alan olduğunu hatırlatan Çakır, AR-GE ve kuluçka süreçlerinin uzunluğuna rağmen kademe kademe büyümeye devam ettiklerini ve Türkiye'yi bu alanda bir üretim üssü haline getirmek için çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.