5 Mart 2026 Perşembe
Haber

Avrupa Başkentlerinde Derin Sessizlik: ABD ve İsrail'in İran Saldırısı Karşısında Bölünmüş Tepkiler

Dünya genelinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik kapsamlı hava saldırılarına sert tepkiler yükselirken, Avrupa Birliği üyesi ülkeler büyük ölçüde temkinli ve düşük tonlu açıklamalarla yetindi. İspanya ise bu sessizliği bozan tek Avrupa ülkesi olarak dikkat çekiyor.

Paylaş:
Avrupa Başkentlerinde Derin Sessizlik: ABD ve İsrail'in İran Saldırısı Karşısında Bölünmüş Tepkiler

Dünya genelinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik kapsamlı hava saldırılarına sert tepkiler yükselirken, Avrupa Birliği üyesi ülkeler büyük ölçüde temkinli ve düşük tonlu açıklamalarla yetindi. İspanya ise bu sessizliği bozan tek Avrupa ülkesi olarak dikkat çekiyor.

Brüksel ve Avrupa başkentleri, ABD ve İsrail ordularının İran’daki stratejik hedeflere yönelik düzenlediği ortak hava harekatı sonrasında diplomatik bir belirsizlik içine girdi. Küresel güney ve birçok bölge ülkesi saldırıları "uluslararası hukukun ihlali" olarak nitelendirip sert bir dille kınarken, Avrupa Birliği (AB) bloğundan gelen tepkilerde "itidal" çağrıları ve pasif söylemler öne çıktı.

Brüksel'den "Pasif" Tavır

Saldırının hemen ardından Avrupa Komisyonu ve önde gelen AB ülkelerinden yapılan ilk açıklamalarda, saldırının meşruiyeti veya orantılılığına dair net ifadelerden kaçınıldığı görüldü. Diplomatik kaynaklar, Avrupa başkentlerinin Washington ile ters düşmemek adına kınama mesajı yayımlamaktan imtina ettiğini, bunun yerine "bölgesel gerilimin düşürülmesi" yönünde genel geçer çağrılar yapmayı tercih ettiğini belirtiyor.

Özellikle Almanya ve Fransa gibi bloğun lokomotif ülkeleri, saldırıları doğrudan eleştirmek yerine, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine atıfta bulunarak krizin arka planına odaklanan açıklamalar yaptı. Bu tavır, Avrupa'nın Ortadoğu politikasındaki "izleyici" konumunu pekiştirdiği yönündeki eleştirileri de beraberinde getirdi.

İspanya'dan Aykırı Çıkış

Avrupa genelindeki bu "sessiz uzlaşı" tablosunu bozan tek ülke ise İspanya oldu. Madrid yönetimi, diğer Avrupa başkentlerinin aksine saldırıları net bir dille eleştiren ve operasyonun bölgesel istikrarı geri dönülemez bir noktaya sürükleyebileceği uyarısında bulunan tek AB üyesi olarak öne çıktı.

İspanya hükümeti, askeri müdahalelerin çözüm getirmeyeceğini vurgulayarak, uluslararası toplumu acil ateşkes ve diplomasi masası kurulması için harekete geçmeye çağırdı. Madrid'in bu çıkışı, son yıllarda Filistin meselesi başta olmak üzere Ortadoğu politikalarında AB ana akımından ayrışan tutumunun bir devamı olarak değerlendiriliyor.

Transatlantik İlişkilerin Gölgesinde

Uzmanlar, Avrupa'nın bu pasif tutumunun ardında yatan temel nedenin, ABD ile olan güvenlik ve stratejik ortaklıkları zedelememe kaygısı olduğuna işaret ediyor. İran ile nükleer müzakerelerin fiilen rafa kalktığı bir dönemde gerçekleşen bu saldırı, Avrupa'nın bağımsız bir dış politika izleme kapasitesinin sınırlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Saldırının uzun vadeli etkileri henüz belirsizliğini korurken, Avrupa kamuoyunda artan savaş karşıtı sesler ile hükümetlerin izlediği "denge politikası" arasındaki makasın önümüzdeki günlerde daha da açılabileceği öngörülüyor.