5 Mart 2026 Perşembe
Haber

Avrupa Başkentlerinde İran Çatlağı: "Mesajda Birlik, Tonda Ayrışma"

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son askeri harekatı, Brüksel’de derinleşen görüş ayrılıklarını ve Atlantik hattındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Avrupa'nın "itidal" çağrıları Washington’da "zayıflık" olarak okunurken, AB içindeki liderlik mücadelesi de kriz yönetimine gölge düşürüyor.

Paylaş:
Avrupa Başkentlerinde İran Çatlağı: "Mesajda Birlik, Tonda Ayrışma"

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son askeri harekatı, Brüksel’de derinleşen görüş ayrılıklarını ve Atlantik hattındaki gerilimi yeniden alevlendirdi. Avrupa'nın "itidal" çağrıları Washington’da "zayıflık" olarak okunurken, AB içindeki liderlik mücadelesi de kriz yönetimine gölge düşürüyor.

BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER SERVİSİ

ABD ve İsrail’in 28 Şubat sabahı İran’a yönelik başlattığı kapsamlı hava saldırıları, Avrupa Birliği (AB) içinde diplomatik bir sınavı daha beraberinde getirdi. Saldırıların hemen ardından Avrupa başkentlerinden yükselen "itidal" çağrıları, Birlik içindeki çatlakları örtmeye yetmezken, transatlantik ilişkilerde de yeni bir güven testine dönüştü.

İlk Tepkiler ve "Derin Endişe"

Operasyonun başladığı saatlerde Brüksel’den gelen ilk ses, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a aitti. Kallas, önceliklerinin sivillerin korunması ve AB personelinin tahliyesi olduğunu vurgulayarak diplomatik çözüm arayışlarına işaret etti. Hemen ardından AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, yayımladıkları ortak bildiriyle taraflara gerilimi tırmandırmama çağrısında bulundu.

İsviçre, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya ve İrlanda gibi kıtanın önde gelen güçleri de benzer bir dille, gelişmeleri "derin endişeyle" takip ettiklerini duyurdu. Ancak bu "standart" diplomatik dil, krizin derinliğini maskelemekte yetersiz kaldı.

Berlin ve Madrid Hattında Keskin Ayrışma

Brüksel koridorlarında "mesajda birlik, tonda ayrışma" olarak nitelendirilen durum, en net şekilde Almanya ve İspanya arasındaki tutum farkında görüldü.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Washington yönetimini doğrudan eleştirmekten kaçınan temkinli bir çizgi izledi. Merz, 1 Mart tarihli açıklamasında, "Müttefiklerimize ders verme zamanı değil. Çekincelerimize rağmen hedeflerinin çoğunu paylaşıyoruz" diyerek Berlin'in geleneksel Atlantikçi duruşunu korudu.

Buna karşın İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, saldırıları "tek taraflı askeri eylem" olarak nitelendirerek sert bir çıkış yaptı. Sanchez, operasyonun uluslararası ortamı daha düşmanca hale getirdiğini ve belirsizliği artırdığını savundu.

Benzer bir ayrışma İskandinav hattında da hissedildi. İsveç ve Finlandiya daha korunaklı bir dil kullanırken, Norveç tırmanma riskine dikkat çekti. Çekya gibi Orta Avrupa ülkeleri ise Washington'a daha açık destek verirken, Belçika Savunma Bakanı Theo Francken saldırıları "kesinlikle meşru" olarak tanımlayarak tartışmaya yeni bir boyut kattı.

Brüksel'de Liderlik Rekabeti

Kriz, sadece üye ülkeler arasında değil, AB'nin tepe yönetiminde de bir güç mücadelesini gün yüzüne çıkardı. Diplomatik kaynaklar, AB Komisyonu Başkanı von der Leyen ile Yüksek Temsilci Kallas arasında krizin yönetiminde "örtülü bir rekabet" yaşandığına işaret ediyor.

Kallas'ın Pazar günü Dışişleri Bakanlarını acil toplantıya çağırmasına karşılık, von der Leyen'in Pazartesi günü kendi başkanlığında "özel güvenlik toplantısı" düzenlemesi dikkatlerden kaçmadı. Hafta sonu boyunca süren yoğun trafiğe rağmen, Avrupa'nın en yetkili iki isminin doğrudan bir araya gelmemesi, Brüksel'deki kurumsal koordinasyon eksikliğini gözler önüne serdi.

Washington'dan Sert Eleştiriler: "Acıklı Derecede Yumuşak"

Avrupa'nın benimsediği temkinli ve düşük profilli tutum, Atlantik'in diğer yakasında tepkiyle karşılandı. ABD’de özellikle Cumhuriyetçi kanat, Avrupa’yı İran karşısında pasif kalmakla suçluyor.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Avrupa’nın politikasını "acıklı derecede yumuşak" (pathetically soft) olarak nitelendirirken, Donald Trump’ın yakın çevresinden stratejist Chris LaCivita, Avrupa liderliğini "zayıf ve kararsız" olmakla itham etti. Bu sert çıkışlar, Trump'ın ikinci döneminde zaten hassas dengeler üzerinde ilerleyen ABD-AB ilişkilerinin, İran dosyası üzerinden yeni bir gerilim hattına savrulabileceğini gösteriyor.

2003 Travması ve Gelecek Senaryoları

Uzmanlar, Avrupa'nın bu mesafeli tavrının ardında 2003 Irak işgalinden kalan siyasi mirasın ve Rusya-Ukrayna savaşına odaklanmış güvenlik mimarisinin yattığını belirtiyor. AB liderleri, İran'da rejim değişikliği ihtimalinden memnuniyet duysa da, bölgedeki çatışmanın kontrolsüz bir savaşa dönüşmesinden ve bunun Avrupa'ya olası yansımalarından endişe ediyor.

Önümüzdeki günlerde Tahran'ın vereceği karşılık ve enerji piyasalarındaki olası dalgalanmalar, Avrupa'nın bu kırılgan birlikteliğini daha ciddi bir teste tabi tutacak gibi görünüyor.