Endonezya, Donald Trump’ın önerisiyle kurulan Barış Kurulu kapsamında Gazze’ye 8 bin asker gönderme kararı aldı. Bu hamle, ülkenin "bağımsız ve aktif" dış politika doktrininde tarihi bir kırılmaya ve küresel sahnede yeni bir risk alma dönemine işaret ediyor.
Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda verdiği taahhütler somut bir eylem planına dönüştü. Cakarta yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın girişimiyle oluşturulan Barış Kurulu (Peace Council) çatısı altında, Gazze’nin Refah bölgesine konuşlandırılacak Uluslararası İstikrar Gücü’ne (ISF) 8 bin kişilik askeri birlik ile katkı sağlayacağını duyurdu. Bu karar, Endonezya’nın on yıllardır sürdürdüğü temkinli dış politika geleneğinde köklü bir değişimi temsil ediyor.
Tarihi Duruş ve Yeni Konjonktür
Endonezya’nın 1947’den bu yana İsrail ile diplomatik ilişki kurmamış olması, onu Barış Kurulu’na asker gönderen diğer ülkelerden—Arnavutluk, Fas, Kazakistan ve Kosova—keskin bir şekilde ayırıyor. Cakarta, bugüne kadar Filistin meselesine yaklaşımını uluslararası hukuk ve normatif söylemlerle sınırlı tutmuştu. Ancak Prabowo yönetimi, 2025 yılında yaptığı açıklamaların ardından, söylemden sahada icraata geçen bir strateji izlemeye başladı.
Bu yeni dönemde Endonezya, dış politikasının omurgası olan "bağımsız ve aktif" (bebas-aktif) doktrinini yeniden yorumluyor. Geleneksel olarak büyük güçlerin rekabetinde tarafsız kalan ve jeopolitik risklerden kaçınan Cakarta, artık küresel krizlerde doğrudan inisiyatif alan bir aktör olma arayışında.
Askeri Misyonun Niteliği ve Kapsamı
Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono, Gazze’ye sevk edilecek birliklerin görev tanımını netleştirdi. Bölgeye gidecek askerlerin doğrudan muharip görevler üstlenmeyeceği, bunun yerine insani yardım dağıtımı, sivil halkın korunması ve yerel asayiş birimlerinin eğitimi gibi teknik konulara odaklanacağı belirtildi.
Endonezya ordusu, 1957’den bu yana Lübnan ve Mali gibi çatışma bölgelerinde BM barış gücü misyonlarında görev alarak ciddi bir tecrübe kazandı. Ancak ISF bünyesindeki bu yeni görev, BM şemsiyesi dışında gerçekleştirilecek en büyük askeri operasyon olması bakımından Cakarta için bir ilk niteliği taşıyor.
Ekonomik ve Stratejik Arka Plan
Endonezya’nın bu hamlesi, sadece Filistin’e duyulan tarihi ve vicdani sorumlulukla açıklanmıyor. Kararın zamanlaması, Washington ile Cakarta arasında imzalanan 38,4 milyar dolarlık ticaret anlaşmasıyla paralellik gösteriyor. ABD ile yapılan bu anlaşma, Endonezya ürünlerine uygulanan vergilerin yüzde 32’den yüzde 19’a indirilmesini ve enerji, madencilik ile teknoloji alanlarında kapsamlı işbirliklerini içeriyor.
Uzmanlar, Prabowo yönetiminin Filistin davasına olan bağlılığını korurken, aynı zamanda bu süreci ülkesinin ekonomik çıkarlarını ve uluslararası prestijini artırmak için bir kaldıraç olarak kullandığını değerlendiriyor. Trump yönetiminin uzun süredir Endonezya’yı İsrail ile normalleşme sürecine dahil etme çabası bilinse de, Cakarta yönetimi İsrail’i tanıma şartını kabul etmeden masada yer alarak diplomatik bir manevra alanı yaratmış görünüyor.
İç Politika ve Gelecek Senaryoları
Bu stratejik hamle, Endonezya iç siyasetinde hassas bir dengeyi zorunlu kılıyor. İsrail’in iki devletli çözümü reddeden tutumu devam ettiği sürece, Tel Aviv ile olası bir diplomatik yakınlaşma Cakarta’da ciddi toplumsal tepkilere yol açabilir. Prabowo yönetimi, asker gönderme kararını insani yardım ve Filistinlilerin güvenliği çerçevesinde sunarak iç kamuoyundaki olası eleştirileri yönetmeyi hedefliyor.
Endonezya’nın bu girişimi, ülkenin sadece ASEAN merkezli bölgesel bir güç olmaktan çıkıp, Orta Doğu gibi karmaşık kriz bölgelerinde de söz sahibi küresel bir aktöre dönüşme isteğinin en somut kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.