6 Mart 2026 Cuma
Haber

Gazze’de İnsani Yardım Ambargosu: Yenidoğan Servisleri Çöküşün Eşiğinde

İsrail’in uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik getirdiği yeni kısıtlamalar, Gazze’deki sağlık sistemini felç etme noktasına getirdi. Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yetkilileri, personel ve ilaç desteğinin kesilmesiyle özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde "saatli bomba" etkisi yaratacak bir kriz yaşandığını bildiriyor.

Paylaş:
Gazze’de İnsani Yardım Ambargosu: Yenidoğan Servisleri Çöküşün Eşiğinde

İsrail’in uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik getirdiği yeni kısıtlamalar, Gazze’deki sağlık sistemini felç etme noktasına getirdi. Han Yunus’taki Nasır Hastanesi yetkilileri, personel ve ilaç desteğinin kesilmesiyle özellikle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde "saatli bomba" etkisi yaratacak bir kriz yaşandığını bildiriyor.

İsrail yönetiminin uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) faaliyetlerini kısıtlayan yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi, Gazze Şeridi’nde halihazırda pamuk ipliğine bağlı olan sağlık sistemini yeni ve ölümcül bir darboğaza sürükledi. Bölgedeki hastanelerden gelen son raporlar, dış desteğin kesilmesiyle birlikte kritik servislerdeki bakım kalitesinin hızla düştüğünü ve stokların tükenmek üzere olduğunu ortaya koyuyor.

Yenidoğan Ünitelerinde Personel Krizi

Krizin en somut ve acı etkileri, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus kentinde bulunan Nasır Hastanesi’nde hissediliyor. Hastanenin Pediatri Bölümü Başkanı Doktor Ahmed el-Ferra, uluslararası kuruluşların çekilmek zorunda bırakılmasının ardından özellikle yenidoğan servislerinde dramatik bir personel eksikliği yaşandığını açıkladı.

Normal şartlarda yoğun bakım ünitesinde 7 hemşire ve 5 doktorun nöbetleşe görev yapması gerekirken, şu anda bu sayının 2 doktor ve 3 hemşireye kadar düştüğü belirtiliyor. Kuvözlerdeki aşırı doluluk oranıyla birleşen personel yetersizliği, hayata tutunmaya çalışan bebeklerin bakımında ciddi aksamalara neden oluyor. Doktor el-Ferra, yaşanan durumu "Bu çocuklara sağlanan bakım kalitesinde kaçınılmaz bir çöküş" olarak nitelendiriyor.

Tıbbi Malzeme Tedariğinde "Saatli Bomba"

Uluslararası kuruluşların bölgeden ayrılmasının yarattığı tek sorun personel eksikliği değil. Yabancı yardım örgütleri, uzun süredir Gazze'deki hastanelerin ilaç, tıbbi cihaz ve bebek maması gibi temel ihtiyaçlarını doğrudan temin ederek lojistik bir can damarı işlevi görüyordu. Bu zincirin kopmasıyla birlikte hastaneler, eldeki sınırlı stoklarla günü kurtarmaya çalışıyor.

Sağlık yetkilileri, sınır kapılarının kapalı kalması ve yardım akışının yeniden başlamaması halinde, mevcut durumun "patlamaya hazır bir saatli bomba" olduğu uyarısında bulunuyor. Savaş sırasında altyapısının yüzde 85’inden fazlası tahrip edilen Gazze sağlık sektörü, şimdiye kadar uluslararası fonlar ve malzeme desteğiyle ayakta durabiliyordu. Bu desteğin çekilmesi, sistemin tamamen durması anlamına geliyor.

Yasal Süreç ve Sahadaki Belirsizlik

İsrail parlamentosu tarafından Mart 2025'te kabul edilen ve bölgede çalışan uluslararası yardım kuruluşlarını hedef alan yasa, krizin temelini oluşturuyor. Söz konusu düzenleme, STK'ların lisanslarını yenilemesini ve Filistinli çalışanlarının kimlik bilgilerini "güvenlik soruşturması" adı altında İsrail makamlarına sunmasını şart koşuyor.

Uluslararası kurumlar, bu taleplerin kişisel verilerin gizliliği ilkesine aykırı olduğunu ve çalışanlarını riske atacağını savunarak süreçte direnç gösteriyor. İsrail makamları, kaydını yenilemeyen kuruluşların faaliyetlerini 1 Ocak itibarıyla durdurmasını ve 1 Mart'a kadar ülkeyi terk etmesini talep etmişti. İsrail Yüksek Mahkemesi'nin 27 Şubat'ta sınır dışı işlemlerini durduran geçici bir tedbir kararı almasına rağmen, sahadaki fiili durumun değişmediği ve yardım akışının büyük ölçüde kesildiği gözlemleniyor.

Bu düzenlemeden etkilenen kuruluşlar arasında Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Oxfam, Norveç Mülteci Konseyi (NRC) ve CARE gibi küresel ölçekte faaliyet gösteren dev yardım örgütleri bulunuyor. Uzmanlar, "güvenlik" gerekçesiyle atılan bu adımların, aslında Gazze halkını cezalandıran toplu bir ambargoya dönüştüğüne dikkat çekiyor. Doktor el-Ferra'nın ifadesiyle süreç, "Zaten felç olmuş bir halkı yeniden başlangıç noktasına, yani mutlak yokluğa sürüklüyor."