6 Mart 2026 Cuma
Haber

Hürmüz Boğazı'nda "Kapanma" Senaryosu: Hukuki Açmazlar ve Sigorta Riskleri Masada

Küresel enerji arzının can damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim tırmanırken, boğazın kapatılması ihtimali uluslararası deniz hukuku uzmanları ve sigorta piyasaları tarafından mercek altına alındı. Olası bir blokajın yasal dayanakları ve ekonomik faturası tartışılıyor.

Paylaş:
Hürmüz Boğazı'nda "Kapanma" Senaryosu: Hukuki Açmazlar ve Sigorta Riskleri Masada

Küresel enerji arzının can damarı olan Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilim tırmanırken, boğazın kapatılması ihtimali uluslararası deniz hukuku uzmanları ve sigorta piyasaları tarafından mercek altına alındı. Olası bir blokajın yasal dayanakları ve ekonomik faturası tartışılıyor.

Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin, sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) ise üçte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda artan tansiyon, sadece jeopolitik değil, hukuki ve ticari bir krizi de beraberinde getiriyor. Bölgedeki askeri hareketlilik ve karşılıklı tehditler devam ederken, boğazın trafiğe kapatılması senaryosunun uluslararası hukuk nezdindeki geçerliliği ve denizcilik sigortalarına etkisi gündemin ana maddesi haline geldi.

Transit Geçiş Hakkı ve Hukuki Belirsizlik

Hürmüz Boğazı’nın statüsü, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS) ile şekillenmiş olsa da, taraf ülkelerin farklı yorumları hukuki bir gri alan yaratıyor. Uzmanlar, sözleşmenin "transit geçiş" hakkını düzenleyen maddelerine dikkat çekerek, kıyı devletlerinin boğazlardan geçişi engelleme veya askıya alma yetkisinin bulunmadığını vurguluyor.

BMDHS'nin ilgili maddelerine göre, uluslararası seyrüsefere açık boğazlarda gemilerin ve uçakların engellenemez bir geçiş hakkı bulunuyor. Ancak İran gibi sözleşmeyi imzalayan fakat onaylamayan ülkeler ile ABD gibi sözleşmeye taraf olmayan ülkelerin varlığı, "örf ve adet hukuku" tartışmalarını alevlendiriyor. Hukukçular, İran'ın kendi karasuları içinde kalan boğazın bir kısmında, "zararsız geçiş" rejimini uygulama ve güvenliği tehdit ettiği gerekçesiyle geçişleri denetleme iddiasında bulunabileceğini, ancak bunun uluslararası toplum tarafından kabul görmesinin zor olduğunu belirtiyor.

Özellikle savaş veya silahlı çatışma durumlarında, savaşan tarafların düşman gemilerini durdurma hakkı bulunsa da, tarafsız ülkelerin ticaret gemilerinin geçişinin engellenmesi uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendiriliyor.

Sigorta Primlerinde "Savaş Riski" Artışı

Hukuki tartışmalar sürerken, krizin en somut etkisi denizcilik sigortaları üzerinde hissediliyor. Londra merkezli sigorta piyasaları ve Ortak Savaş Komitesi (Joint War Committee - JWC), Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nı yüksek riskli bölgeler listesinde tutmaya devam ediyor.

Bölgedeki gerilimin her artışında, armatörlerin ödemek zorunda olduğu "Savaş Riski Primi" (War Risk Premium) katlanarak yükseliyor. Sigorta uzmanları, boğazın fiilen kapatılması veya ciddi bir saldırı tehdidi oluşması durumunda, sigorta maliyetlerinin gemi değerinin önemli bir yüzdesine ulaşabileceğini, hatta bazı sigorta şirketlerinin teminat vermeyi tamamen durdurabileceğini belirtiyor.

Bu durum, sadece tanker sahiplerini değil, petrol ithalatçısı ülkeleri ve son tüketiciyi de doğrudan etkiliyor. Yükselen navlun ve sigorta bedelleri, varil başına petrol fiyatlarına ek maliyet olarak yansıyor. Tedarik zincirinde yaşanacak en ufak bir aksama veya blokaj şüphesi, emtia piyasalarında anlık fiyat şoklarına neden olma potansiyeli taşıyor.

Uzmanlar, Hürmüz Boğazı'nın sadece bir su yolu olmadığını, küresel ekonominin istikrarı için kritik bir "vanayı" temsil ettiğini hatırlatarak, bölgedeki herhangi bir tek taraflı eylemin hukuki meşruiyetten yoksun olacağı ve ağır ekonomik yaptırımlara kapı aralayacağı görüşünde birleşiyor.