Başbakan Keir Starmer’ın, ABD’nin İran operasyonlarında İngiliz üslerini kullanmasına izin verdiğini doğrulaması, Birleşik Krallık’ın dünya genelindeki stratejik askeri varlığını ve bu üslerin jeopolitik rolünü yeniden tartışmaya açtı.
BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik son hava saldırılarının yankıları sürerken, operasyonun lojistik arka planına dair detaylar İngiltere’nin küresel askeri yapılanmasını gündemin üst sıralarına taşıdı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın, Amerikan kuvvetlerinin İran’daki füze depolarını hedef almak amacıyla İngiliz topraklarındaki üsleri kullanmasına onay verdiklerini açıklaması, Londra’nın denizaşırı askeri stratejisine dair yeni soruları beraberinde getirdi.
Starmer, hükümetinin saldırılara doğrudan fiili katılım sağlamadığını vurgulasa da, Washington’dan gelen "üs kullanım talebini" kabul ettiklerini belirtti. İngiliz basınında yer alan ve resmi kaynaklarca yalanlanmayan bilgilere göre, bu onay özellikle Hint Okyanusu’ndaki stratejik Diego Garcia Üssü ile İngiltere anakarasındaki RAF Fairford Üssü’nü kapsıyor.
Bu gelişme, Birleşik Krallık’ın sadece Avrupa güvenliği değil, Orta Doğu ve Hint-Pasifik denklemindeki kilit rolünü bir kez daha gözler önüne serdi.
Güney Kıbrıs’ta Tansiyon ve Güvenlik Önlemleri
Gerilimin tırmandığı süreçte, Doğu Akdeniz’deki İngiliz varlığı da sıcak gelişmelerin merkezinde yer aldı. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) sınırları içerisinde bulunan Akrotiri (Ağrotur) İngiliz Egemen Üssü yakınlarında şüpheli bir insansız hava aracı (İHA) saldırısı rapor edildi. Sınırlı hasara yol açtığı belirtilen olay sonrası bölgedeki okullar tatil edilirken, üs komutanlığı zorunlu olmayan personelin tahliyesini istedi.
Başbakan Starmer, spekülasyonların önüne geçmek adına yaptığı açıklamada, saldırıya uğrayan Kıbrıs’taki üslerin ABD’nin İran operasyonlarında kullanılmadığının altını çizdi. Buna rağmen Akrotiri ve Dikelya üsleri, İngiltere’nin Süveyş’in doğusundaki en büyük kalıcı askeri varlığı olma özelliğini koruyor. Yaklaşık 3 bin personelin görev yaptığı bu üsler, Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RAF) ait jetler ve lojistik destek uçakları için kritik bir merkez konumunda.
"Güneş Batmayan" Askeri Ağ
Londra’nın verdiği son izinler, İngiltere’nin ABD’den sonra dünyanın en geniş ikinci denizaşırı askeri ağına sahip olduğu gerçeğini hatırlattı. Savunma Bakanlığı, askeri tesislerin tam listesini güvenlik gerekçesiyle gizli tutsa da, parlamentoya sunulan veriler ve bağımsız raporlar, İngiltere’nin küresel çapta 40’tan fazla ülkede 145 farklı noktada askeri erişime sahip olduğunu gösteriyor.
Orta Doğu’daki Stratejik Konuşlanma
İngiltere’nin bölgedeki askeri mimarisi üç ana operasyon üzerine kurulu: Basra Körfezi güvenliği (Operation Kipion), DEAŞ ile mücadele (Operation Shader) ve Kızıldeniz’deki deniz güvenliği (Operation Prosperity Guardian).
- Bahreyn: 2018’de hizmete giren deniz destek tesisi, İngiltere’nin Süveyş’in doğusundaki ilk kalıcı deniz üssü olarak mayın avlama gemilerine ve fırkateynlere ev sahipliği yapıyor.
- Umman: Duqm Limanı’ndaki ortak deniz üssü, İngiliz uçak gemilerinin bakım ve ikmali için kritik öneme sahipken, Al Musannah Hava Üssü hava operasyonlarına destek veriyor.
- Katar: Al Udeid Hava Üssü, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin bölgesel operasyonlarını yönettiği ana karargah olarak işlev görüyor.
- BAE ve Suudi Arabistan: İngiltere bu ülkelerde eğitim, danışmanlık ve lojistik destek misyonlarıyla varlık gösteriyor.
Diego Garcia Tartışması ve ABD Seçimleri
Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Üssü, sadece son operasyonla değil, diplomatik statüsüyle de gündemde. Chagos Takımadaları'nın en büyüğü olan ve ABD ile ortak kullanılan bu üs, bombardıman uçakları için pistlere ve uçak gemileri için limana sahip.
ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, İngiltere’nin Diego Garcia’yı Morityus’a devretme planına karşı çıkarak, İran ile olası bir çatışma durumunda adanın stratejik önemine vurgu yapmıştı. Trump’ın "İran anlaşmayı reddederse üssü kullanabiliriz" çıkışı, Londra’nın son "kullanım onayı" kararıyla fiiliyata dökülmüş oldu.
Avrupa ve Diğer Bölgeler
İngiltere’nin askeri ayak izi Orta Doğu ile sınırlı değil. NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek amacıyla Estonya ve Polonya’da binden fazla İngiliz askeri zırhlı birliklerle görev yapıyor. Ayrıca Almanya’da yüzlerce personel bulunurken, Cebelitarık ve Falkland Adaları gibi denizaşırı topraklarda kalıcı savunma sistemleri ve birlikler konuşlandırılmış durumda.
Afrika’da Kenya ve Somali’deki eğitim misyonlarından, Asya-Pasifik’te Brunei’deki Gurkha taburuna kadar uzanan bu ağ, İngiltere’nin küresel krizlerdeki müdahale kapasitesinin omurgasını oluşturuyor. Son İran operasyonu, bu ağın müttefikler için ne denli kritik bir "kaldıraç" olduğunu bir kez daha kanıtladı.