Rusya'dan ithal edilen buğdayın Ukrayna tarafından "çalıntı" olarak nitelendirilmesi, Kiev ve Tel Aviv arasında diplomatik gerginliğe yol açtı. Yaşanan gemi krizi, İsrail'in tahıl tedarikinde Rusya'ya olan yüksek bağımlılığını ve bu tabloyu değiştirmeye yönelik yeni arayışlarını yeniden gündeme taşıdı.
Ukrayna ve İsrail arasında son günlerde patlak veren "çalıntı tahıl" tartışması, iki ülkenin diplomatik ilişkilerinde soğuk rüzgarlar estiriyor. Ukraynalı yetkililerin, Rusya üzerinden İsrail'e getirilen buğdayın Ukrayna'nın işgal altındaki bölgelerinden çalındığını iddia etmesiyle başlayan süreç, "Panoramitis" adlı tahıl gemisinin İsrail limanlarına yanaşmak istemesiyle zirveye ulaştı. Krizin ardından geminin geri çevrildiği bildirilirken, bu tablo İsrail'in buğday ithalatındaki Rusya hegemonyasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Büyükelçi Bakanlığa Çağrıldı, Sosyal Medyada Karşılıklı Atışma
Krizin en somut adımı, Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha'nın İsrail'in Kiev Büyükelçisi Michael Brodsky'i Dışişleri Bakanlığına çağırmasıyla atıldı. Sybiha, söz konusu tahılın Ukrayna topraklarından çalındığını belirterek İsrail'in bu duruma ortak olmaması gerektiğini savundu. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise Ukraynalı mevkidaşına verdiği yanıtta, iki dost ülke arasındaki diplomasinin medya ve sosyal ağlar üzerinden yürütülmemesi gerektiğini vurguladı.
Sürecin devamında Ukrayna Başsavcılığı, söz konusu geminin alıkonulması için İsrail makamlarına resmi hukuki talepte bulundu. Ukrayna tarafı, bunun uluslararası hukuki yardımlaşma kapsamında somut bir adım olduğunu belirtti. Diplomatik ve hukuki baskıların ardından İsrail Tahıl İthalatçıları Birliği, söz konusu geminin Hayfa Limanı'na yanaşmasına izin verilmediğini ve geri çevrildiğini duyurdu.
İsrail'in Rus Buğdayına Yüksek Bağımlılığı
Ukrayna'nın 2014'te Kırım'ın ilhakı ve 2022'deki işgallerin ardından sık sık dile getirdiği "çalıntı tahıl" konusu, İsrail'in temel gıda güvenliğiyle ilgili daha büyük bir tabloyu işaret ediyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA) verilerine göre İsrail, buğday ihtiyacının yaklaşık yüzde 90'ını ithalatla karşılıyor ve yerli üretimin payı yalnızca yüzde 10 seviyesinde kalıyor.
Rusya ise bu ithalatta aslan payına sahip. Rusya Federal Tarım İhracat Kalkınma Merkezi verilerine göre, 2020-2021 döneminde İsrail'in buğday ithalatında yüzde 39 olan Rusya payı, günümüzde yüzde 89 seviyelerine kadar ulaştı. Romanya ve Ukrayna'dan yapılan ithalat ise aynı dönemde dramatik bir düşüş gösterdi.
Alternatif Tedarik Arayışları ve "Buğdaya İyi Bak" Girişimi
Karadeniz havzasına ve özellikle Rusya'ya olan bu aşırı bağımlılık, savaşın uzamasıyla birlikte İsrail yönetimi için tedarik zincirinde bir zafiyete dönüştü. Tel Aviv yönetimi, ithalat rotalarını çeşitlendirmek amacıyla "Buğdaya İyi Bak" isimli bir girişim başlattı. Bu kapsamda Moldova, Fas, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Romanya ile yeni tedarik anlaşmalarına imza atıldı.
İsrail hükümetinin, 2035 yılına kadar yerli buğday üretim oranını yüzde 10'dan yüzde 30'a çıkarmayı hedeflediği biliniyor. Ayrıca İsrail ekonomi basınında yer alan haberlere göre, Tel Aviv'in Rusya ve Ukrayna'dan alınan buğdaya yönelik gümrük tarifelerini artırmayı planladığı; buna karşılık gümrük muafiyeti sağlayarak ABD'den yapılan ithalatı artırmaya hazırlandığı belirtiliyor.
Filistin'in Un İhtiyacı da Bu İthalata Bağlı
İsrail'in tahıl ithalatındaki dalgalanmalar yalnızca kendi iç pazarını değil, Filistin'i de doğrudan etkiliyor. Filistin, buğday ve un ihtiyacının yaklaşık yüzde 95'ini İsrail limanları üzerinden karşılıyor.
Yerel tarımsal üretimi kısıtlanmış durumda olan Filistin, İsrail fabrikalarında işlenen unu satın almak zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, İsrail menşeli unun Filistin pazarındaki payı zaman zaman yüzde 70'lere kadar ulaşıyor. Dolayısıyla, İsrail'in tahıl tedarikinde yaşayacağı olası bir kırılma veya zorunlu rota değişikliği, bölgedeki gıda güvenliğini daha geniş çaplı olarak etkileme potansiyeli taşıyor.