Tahran ile Tel Aviv arasındaki gerilim tırmanırken, İran tarafından fırlatılan bir füzenin İsrail’in güneyindeki Birüssebi kentinde bir binaya isabet etmesi sonucu 13 kişi yaralandı.
Orta Doğu’da karşılıklı saldırıların gölgesinde tansiyon yükselmeye devam ediyor. İran’ın, İsrail ve ABD’nin bölgedeki operasyonlarına misilleme olarak başlattığı füze saldırıları sırasında İsrail’in güney cephesi hedef alındı. Fırlatılan füzelerden birinin Necef Çölü’ndeki en büyük kent olan Birüssebi’de (Berşeva) yerleşim alanına düşmesi sonucu çok sayıda sivilin yaralandığı bildirildi.
13 Yaralı Hastaneye Kaldırıldı
Olayın hemen ardından bölgeye çok sayıda sağlık ve kurtarma ekibi sevk edildi. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı (Magen David Adom) tarafından yapılan ilk değerlendirmelere göre, saldırı sonucunda toplam 13 kişi fiziksel olarak yaralandı.
Sağlık ekipleri, yaralılardan birinin durumunun orta derecede olduğunu, diğer 12 kişinin ise patlamanın şiddetiyle kırılan cam parçaları ve şarapnel etkisiyle hafif yaralar aldığını rapor etti. Yaralıların tamamı, kentte bulunan Soroka Tıp Merkezi’ne nakledilerek tedavi altına alındı.
50’den Fazla Kişi Şok Nedeniyle Başvurdu
Füzenin isabet ettiği binada ve çevresinde büyük maddi hasar meydana gelirken, patlamanın etkisiyle bölge halkı büyük panik yaşadı. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, fiziksel yaralanmaların yanı sıra saldırının yarattığı travma nedeniyle 51 kişi hastanelere başvurdu. Bu kişilerin büyük çoğunluğunun akut stres bozukluğu ve panik atak şikayetleriyle tedavi edildiği belirtildi.
Gerilim Tırmanıyor
Söz konusu saldırı, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı kapsamlı hava harekatının hemen ardından gerçekleşti. Tahran yönetimi, bu saldırılara cevaben sadece İsrail topraklarını değil, bölgedeki bazı ABD üslerinin bulunduğu noktaları da hedef alacağını duyurmuştu.
İsrail ordusu, güneydeki sivil yerleşimlere yönelik tehdidin devam ettiğini belirterek bölge halkına sığınaklara yakın durmaları çağrısında bulundu. Karşılıklı saldırıların, diplomatik çözüm arayışlarını zora soktuğu ve bölgesel bir çatışma riskini artırdığı gözlemleniyor.