Kerkük’te 1926’dan bu yana ilk kez bir Türkmen’in vali olarak seçilmesi, salt sembolik bir gelişmenin ötesinde, Irak siyasetinde ve bölgesel güç denklemlerinde aktörlerin yeni gerçekliklere adaptasyonunu yansıtıyor.
Irak'ın siyasi ve demografik açıdan en hassas bölgelerinden biri olan Kerkük'te tarihi bir adım atıldı. 16 Nisan 2026 tarihinde Kerkük Vilayet Meclisi'nde yapılan oylama sonucunda, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Muhammed Seman Ağa kentin yeni valisi seçildi. Bu gelişme, Türkiye ile Irak arasındaki sınırları belirleyen 1926 Ankara Antlaşması'ndan bu yana ilk kez bir Türkmen'in Kerkük'te valilik koltuğuna oturması anlamına geliyor ve şehirdeki Türkmen varlığı açısından büyük bir sembolik önem taşıyor.
2003 yılında Baas rejiminin devrilmesinin ardından uzun yıllar idari krizler ve çözümsüzlükle anılan, hatta 18 yıl boyunca vilayet meclisi seçimlerinin dahi yapılamadığı kentte atılan bu adım, 2023 yılında ülke genelinde gerçekleştirilen yerel seçimlerin somut bir sonucu olarak öne çıkıyor. Bağdat'ta yürütülen çetin müzakereler neticesinde Kürtler, Türkmenler ve Sünni Araplar arasında varılan "dönüşümlü valilik" mutabakatı, böylelikle resmi olarak sahada uygulamaya geçmiş oldu.
İttifaklarda Eksen Kayması ve Kürt Siyasetindeki Ayrışma
Kerkük'teki bu idari devir teslimin arka planında sadece yerel değil, derin bölgesel ve ulusal siyasi hesaplar yatıyor. Sürecin kilit noktalarından birini, Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin (KYB) uyguladığı esnek ittifak stratejisi oluşturdu. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve Bağdat merkezli güç paylaşımında Sünni Arap gruplar ile ITC'nin desteğini güvence altına alan KYB, bunun karşılığında Kerkük Valiliğinin Türkmenlere devredilmesine yeşil ışık yaktı.
Öte yandan, Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) sürece tamamen mesafeli yaklaşarak 16 Nisan'daki kritik meclis toplantısını boykot etti. KDP'nin yeni kurulan bu denklemin dışında kalmayı tercih etmesi, Irak Kürt siyasetindeki iç rekabetin yeni bir evreye girdiğine ve Erbil'in Bağdat merkezli yeni güç mimarisinde yalnızlaşma riski taşıdığına işaret ediyor.
Bölgesel Gelişmelerin Yerel Siyasete Etkisi
Kerkük'te sahadaki aktörleri zorunlu bir uzlaşmaya iten bir diğer önemli faktör ise Orta Doğu'daki konjonktürel değişimler oldu. Özellikle 2026 yılının ilk aylarında bölgede tırmanan İsrail-İran ve ABD eksenli gerilimler, Irak içindeki grupları keskin bloklaşmalar yerine maliyeti düşük, dengeli ve rasyonel ittifaklara yöneltti. Bu çok aktörlü süreçte Türkiye'nin bölgede istikrarı önceleyen yaklaşımı ve Süleymaniye hattında gözlemlenen diplomatik normalleşme adımları da yerel unsurların yeni bir denge kurmasını kolaylaştıran etkenler arasında yer aldı.
Yeni dönemin Kerkük için kalıcı bir güç paylaşımı ve istikrar getirip getirmeyeceği, Türkmenlerin elde ettiği bu yürütme gücünü nasıl bir kapsayıcı siyasetle yöneteceğine bağlı olacak. Katı blokların esnediği ve konjonktürel rasyonalizmin öne çıktığı bu yeni evrede, Kerkük'teki idari modelin Irak'ın genelindeki siyasi tıkanıklıklar için nasıl bir emsal teşkil edeceği merakla bekleniyor.