Lösemi tedavisinde en etkili yöntemlerden biri olan kök hücre naklinde, işlemin ameliyat gerektiren, son derece ağrılı ve riskli bir süreç olduğuna dair yanlış inanışlar, bağışçı adaylarının geri adım atmasına neden olarak hastaların tedavi şansını tehlikeye atıyor.
Lösemi ve diğer kan hastalıklarıyla mücadele eden binlerce hasta için en büyük umut kaynağı olan kök hücre bağışı, toplumda doğru bilinen yanlışlar nedeniyle sekteye uğruyor. Uzmanlar, kök hücre naklinin zorlu bir cerrahi operasyon olduğu, bağışçıda kalıcı hasar bıraktığı ve büyük acılara yol açtığı yönündeki asılsız iddiaların, hayati önem taşıyan bu sürece ciddi zarar verdiğini vurguluyor. Özellikle doku uyumu sağlandığı halde son anda asılsız korkularla vazgeçen bağışçıların varlığı, tedavi bekleyen hastaların yaşam mücadelesini doğrudan tehdit ediyor.
Ameliyat Değil, Kan Bağışına Benzer Bir İşlem
Kök hücre toplama yöntemleri hakkında bilgi veren uzmanlar, bağışçıların çok büyük bir kısmında periferik kök hücre toplama yönteminin kullanıldığını belirtiyor. Bu yöntemde herhangi bir cerrahi müdahale, dikiş veya genel anestezi uygulanmıyor.
Bağışçıya işlem öncesinde birkaç gün boyunca, kemik iliğindeki kök hücrelerin kana geçmesini sağlayan bir aşılama programı uygulanıyor. Ardından bağışçı, tıpkı normal kan bağışında veya trombosit alımında olduğu gibi bir aferez cihazına bağlanıyor. Bir koldan alınan kan cihazda süzülerek kök hücreler ayrıştırılıyor, kanın geri kalanı ise diğer koldan bağışçıya geri veriliyor. Yaklaşık 2 ila 4 saat süren bu işlem sırasında bağışçı hiçbir acı hissetmiyor ve işlem bittikten sonra sosyal hayatına hemen geri dönebiliyor.
Kalça Kemiğinden Alım Omuriliğe Zarar Vermiyor
Daha nadir tercih edilen diğer bir yöntem olan doğrudan kemik iliği toplama işlemi ise genel veya lokal anestezi altında, steril ameliyathane şartlarında gerçekleştiriliyor. Bu işlemde kök hücreler, özel iğneler yardımıyla leğen kemiğinden (kalça kemiği) alınıyor.
Uzmanlar, bu yöntemin omurilikle hiçbir ilgisi bulunmadığının ve felç kalma gibi bir riskin kesinlikle söz konusu olmadığının altını çiziyor. İşlem sonrasında bağışçının sadece kalça bölgesinde birkaç gün süren ve hafif ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınabilen bir sızlama hissedilebiliyor. Vücut, bağışlanan kök hücreleri çok kısa bir sürede yeniden üreterek eski seviyesine ulaştırıyor.
Son Andaki Vazgeçişler Ölümcül Sonuçlar Doğurabiliyor
Doku tipleme analizleri sonucunda bir hasta ile uyum sağlayan bağışçıların, çevrelerinden duydukları kulaktan dolma bilgiler nedeniyle bağıştan vazgeçmesi süreci tamamen çıkmaza sokuyor. Eşleşme sağlandıktan sonra hastaya nakil hazırlığı olarak kemoterapi veya radyoterapi uygulanarak hastanın kendi kemik iliği tamamen sıfırlanıyor. Bu kritik aşamada bağışçının vazgeçmesi, bağışıklık sistemi korumasız kalan hasta için geri dönüşü olmayan, ölümcül sonuçlara yol açabiliyor.
Uzmanlar, kök hücre bağışının bir insanı hayatta tutmanın en zahmetsiz yollarından biri olduğunu hatırlatarak, bağışçı adaylarını sadece yetkin sağlık kuruluşlarından ve uzman hekimlerden bilgi almaya çağırıyor.