6 Mart 2026 Cuma
Haber

Kore Savaşı'nın Silinmeyen İzleri: "Nesli Tükenen" Tanıklardan Chahee Lee Stanfield'ın Yarım Asırlık Mücadelesi

Bölünmüş Aileler için Ulusal Koalisyon kurucusu Chahee Lee Stanfield, Kore Savaşı'nın parçaladığı binlerce aileden sadece biri. Babası ve ağabeyiyle bir hafta sonra buluşmak üzere vedalaşan ancak "sonsuza dek" ayrı düşen Stanfield, sınırın iki yakasında kalan hayatların dramını ve ABD Kongresi'ne uzanan hak arama mücadelesini anlattı.

Paylaş:
Kore Savaşı'nın Silinmeyen İzleri: "Nesli Tükenen" Tanıklardan Chahee Lee Stanfield'ın Yarım Asırlık Mücadelesi

Bölünmüş Aileler için Ulusal Koalisyon kurucusu Chahee Lee Stanfield, Kore Savaşı'nın parçaladığı binlerce aileden sadece biri. Babası ve ağabeyiyle bir hafta sonra buluşmak üzere vedalaşan ancak "sonsuza dek" ayrı düşen Stanfield, sınırın iki yakasında kalan hayatların dramını ve ABD Kongresi'ne uzanan hak arama mücadelesini anlattı.

Kore Yarımadası'nda silahların susmasının üzerinden geçen onca yıla rağmen, savaşın açtığı sosyal yaralar kanamaya devam ediyor. Aile fertlerinin bir kısmının Kuzey'de, bir kısmının Güney'de kaldığı trajedilerin canlı tanıklarından biri olan Chahee Lee Stanfield, kendi hikayesini "nesli tükenmekte olan bir türün üyesi" sözleriyle tanımlıyor.

Bölünmüş Aileler için Ulusal Koalisyon'un (National Coalition for the Divided Families) kurucusu ve yöneticisi olan Stanfield, savaşın ve politik sınırların bir aileyi nasıl parçaladığını, babasının Kuzey Kore'deki şaşırtıcı akıbetini ve yıllar süren belirsizliği kamuoyuyla paylaştı.

"Bir Hafta Sonra Geleceklerdi"

Stanfield'ın hikayesi, Japon sömürgesi altındaki Mançurya'nın Dapuchaihe köyünde başladı. İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesinin ardından aile, Güney Kore'nin Daegu şehrine dönme kararı aldı. Ancak bu dönüş planı, ailenin kaderini geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Babasının ve ağabeyi Oong Hee'nin, kalan işleri toparlamak amacıyla geride kaldığını belirten Stanfield, o günleri şu sözlerle aktardı: "Annem ve kardeşlerimle yola çıktıktan hemen sonra Çin ile Kuzey Kore arasındaki sınır kapandı. Babam ve ağabeyimin arkamızdan bir hafta sonra gelmesi planlanıyordu. Ancak onları son kez o zaman gördüm. Ailemiz o andan itibaren sonsuza dek bölündü."

Yıllar Sonra Gelen Gerçek ve "İhanet" Duygusu

Stanfield, babası ve ağabeyinin başına ne geldiğini uzun yıllar boyunca öğrenemedi. Gerçekler ancak 1992 yılında, bir yeğeninin Kuzey Kore'ye yaptığı ziyaret sayesinde gün yüzüne çıktı.

Ortaya çıkan bilgilere göre; Çin hükümeti tarafından bir taburun başına atanan baba, iç savaşta kazandığı askeri başarıların ardından Kuzey Kore'ye dönme izni almıştı. Ancak kaderin cilvesiyle, ağabey Oong Hee Kuzey Kore ordusuna alınırken, Güney'e geçen diğer üç kardeşi Güney Kore saflarında savaştı ve içlerinden biri hayatını kaybetti.

Babasının Kuzey'de kaldığını ve orada bir hayat kurduğunu öğrendiğinde ilk hissettiği duygunun "ihanet" olduğunu itiraf eden Stanfield, "Güney Kore'de büyük bir yoksulluk ve zorluk içinde yaşarken, bir ağabeyimi savaşta kaybetmişken, babamın orada olduğunu öğrenmek bana ihanet gibi gelmişti. Ancak sonradan onun da bize ulaşmak için ne kadar çabaladığını öğrendim ve hislerim değişti" ifadelerini kullandı.

Koşan "Büyükbaba": Sınırlara Karşı Bir Maraton

Babasının Kuzey Kore'deki yaşamına dair en çarpıcı detay ise spora olan tutkusu oldu. Ailesinden ayrı düşmenin getirdiği psikolojik yükle başa çıkmak isteyen baba, 54 yaşında maraton koşmaya başladı.

Kuzey Kore'de "Chullima Halabuzi" (Efsanevi At Büyükbaba) lakabıyla tanınan ünlü bir sporcu haline gelen babası, 70'li yaşlarına kadar koşmayı sürdürdü. Stanfield, babasının bu tutkusunun ardındaki nedeni çok sonra anladığını belirtti: "Babam en büyük düşmanının zaman olduğunu biliyordu. Koşmaya devam ettiği sürece zamanı yenebileceğine ve belki de gazete röportajları aracılığıyla bize bir mesaj ulaştırabileceğine inanıyordu."

ABD Kongresi'ne Taşınan Mücadele

Annesi ve kardeşleriyle ABD'ye göç eden Stanfield, 1989 yılında Chicago Halk Kütüphanesi'nde görev yaparken kendisi gibi bölünmüş aile mağdurlarıyla tanıştı. Bu tanışıklıklar, onu bireysel bir acıdan toplumsal bir hak arama mücadelesine yöneltti.

2000'li yıllarda mücadelesini Washington'a taşıyan Stanfield, ABD Kongresi nezdinde yürüttüğü lobi faaliyetleriyle, bölünmüş ailelerin yeniden bir araya gelmesi veya en azından iletişim kurabilmesi için yasa tasarılarının kabul edilmesinde kritik rol oynadı.

Bugün ailesinin birinci kuşak fertlerini kaybettiğini belirten aktivist, mücadelesinin hala hayatta olanlar ve onların anıları için devam ettiğini vurguladı: "Bazılarımız babalarımızın küllerini evlerinde saklıyor çünkü onlar doğdukları topraklara gömülmek istediler. Biz sadece mezarları ziyaret etmek, vedalaşmak istiyoruz. Hayvanlar bile ölürken başlarını doğdukları yere çevirirler."