Lübnanlı askeri stratejist ve emekli general Hişam Cabir, İsrail ordusunun Güney Lübnan'daki hareketliliğini değerlendirdi. Cabir’e göre İsrail, 1982 benzeri topyekûn bir işgalden kaçınarak, yalnızca taktiksel üstünlük sağlayacak kritik tepeleri ve ateş noktalarını kontrol altına almayı hedefliyor.
BUGÜNKÜ HABERLER / BEYRUT
İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların şiddeti artarken, sahadaki askeri hareketliliğin nihai hedefine ilişkin değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Lübnanlı emekli general ve askeri uzman Hişam Cabir, İsrail ordusunun mevcut stratejisinin Lübnan'ı tamamen işgal etmek üzerine kurulu olmadığını, bunun yerine sahadaki dengeleri değiştirecek spesifik noktaların hedeflendiğini öne sürdü.
Topyekûn İşgal İhtimali Zayıf Görülüyor
Bölgedeki askeri hareketliliği analiz eden Cabir, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik kapsamlı ve derinlemesine bir işgal girişimi ihtimalini düşük bir olasılık olarak değerlendirdi. Uzman, mevcut konjonktürde İsrail ordusunun Lübnan bataklığına tamamen saplanmak yerine, daha sınırlı ancak etkisi yüksek bir operasyonel plan izlediğini belirtti.
Cabir'in analizine göre, İsrail'in sahadaki öncelikli hedefi, sınır hattındaki tehdidi minimize etmek. Bu kapsamda, tam ölçekli bir kara harekatı yerine, Hizbullah'ın lojistik hatlarını ve gözetleme kabiliyetini kısıtlayacak "nokta operasyonlar" tercih ediliyor.
Hedef: Hakim Tepeler ve Stratejik Noktalar
Lübnanlı uzman, İsrail'in Güney Lübnan’daki ilerleyişinin arkasındaki temel motivasyonun "taktiksel avantaj" olduğuna dikkat çekti. Cabir, İsrail birliklerinin özellikle coğrafi olarak hakim konumda bulunan tepeleri, vadilerin giriş noktalarını ve stratejik kavşakları ele geçirmeye odaklandığını vurguladı.
Bu stratejinin iki temel amacı bulunduğu belirtiliyor:
- Görüş Üstünlüğü: Yüksek rakımlı bölgeleri kontrol altına alarak Lübnan içlerine doğru gözetleme ve ateş kontrolü sağlamak.
- Tampon Bölge Oluşturma: Sınır hattında fiili bir güvenlik şeridi yaratarak, İsrail'in kuzey yerleşimlerine yönelik tanksavar ve kısa menzilli roket tehdidini uzaklaştırmak.
"Maliyetli Bir Savaş Riski"
Cabir, İsrail'in geçmişte Lübnan'da yaşadığı işgal tecrübelerinin de bu kararda etkili olduğunu savundu. 1982 işgali ve 2006 savaşındaki kayıpları hatırlatan uzman, İsrail komuta kademesinin, Lübnan'ın derinliklerine inmenin yaratacağı gerilla savaşı riskini ve maliyetini göze almak istemediğini ifade etti.
Sonuç olarak Cabir, İsrail'in sahadaki varlığını "işgalci güç" statüsünden ziyade, sınır güvenliğini sağlamaya yönelik "ileri savunma hattı" kuran bir güç olarak konumlandırmaya çalıştığını belirtti. Ancak bu taktiksel hedeflerin, çatışmanın seyrine göre değişebileceği ve bölgesel tansiyonun her an farklı bir boyuta evrilebileceği uyarısında da bulundu.