Batı Afrika ülkesi Mali'de ayrılıkçı ve radikal grupların başlattığı eş zamanlı saldırılar, uzun yıllardır süregelen siyasi istikrarsızlık ve güvenlik krizini yeni bir boyutla uluslararası alana taşıdı. Başkentte hedeflenen askeri üsler ve Savunma Bakanı'nın suikast sonucu öldürülmesi, etnik fay hatları ile küresel güç rekabetinin kıskacındaki ülkede dengeleri altüst etti.
Batı Afrika'nın tarihsel ve stratejik öneme sahip ülkelerinden Mali, 25 Nisan sabahı şiddetli ve eş güdümlü eylemlerle sarsıldı. Cemaat Nusra el-İslam ve Müslim (JNIM) ile Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) tarafından ortaklaşa yürütüldüğü bildirilen saldırılar, başkent Bamako ve kuzeydeki kritik şehirleri hedef aldı. Başkentteki Kati askeri üssü ile Modibo Keita Havalimanı çevresindeki askeri kamplara yönelik baskınlara ek olarak Gao, Sevare ve Kidal şehirlerinde şiddetli çatışmalar patlak verdi. Olayların en sarsıcı gelişmesi ise Mali Savunma Bakanı Sadio Camara'nın, Kati'deki evine düzenlenen intihar saldırısında ağır yaralanıp kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmesi oldu.
Gelişmelerin ardından FLA, ülkenin kuzeyindeki Kidal kentinin tam kontrolünü ele geçirdiğini duyurdu. Bölgedeki Rus "Africa Corps" paralı askerleri ile Malili askeri birliklerin, sağlanan bir anlaşma sonucu şehirden ayrıldığı ifade edildi. Mali ordusu ise bu ağır saldırılara yanıt olarak Koulikoro bölgesinde başlattığı "süpürme operasyonları" ve gerçekleştirdiği hava saldırılarında 100’den fazla militanı etkisiz hale getirdiğini açıkladı.
Kuzey-Güney Çatlağı ve Etnik Gerilimler
Mali'deki mevcut tablo, on yılı aşkın süredir devam eden otorite boşluğu ve etnik çatışmaların bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Ülkenin güneyindeki başkent Bamako etrafında toplanan devlet kurumları ile ekonomik olarak geri bırakılmış kuzey bölgeleri arasındaki eşitsizlik, özellikle Tuareg topluluklarının tepkileriyle su yüzüne çıkmıştı. 2012 yılında Libya'daki otorite boşluğunun ardından bölgeye yayılan silahlı gruplar ve Tuareg ayrılıkçılarının faaliyetleri, zamanla radikal örgütlerin de sahaya inmesine zemin hazırladı.
Yaklaşık 22 milyon nüfusa sahip ülkede; Bambara, Fulani, Songhay, Tuareg ve Dogon gibi çeşitli etnik gruplar bulunuyor. Özellikle orta kesimlerdeki Fulani çobanları ile Dogon çiftçileri arasında toprak ve kaynak kullanımı nedeniyle yaşanan çatışmalar, devlet otoritesinin zayıflığıyla birleşerek krizi daha da karmaşık hale getiriyor. Kidal gibi stratejik kuzey kentlerinde yoğunlaşan FLA ile daha geniş bir alanda etkinlik gösteren JNIM'in son saldırılarda koordineli hareket etmesi, bu etnik ve ideolojik fay hatlarının tehlikeli bir kırılma noktasına ulaştığını kanıtlıyor.
Uluslararası Aktörlerin Değişen Rolü ve Rusya Etkisi
Güvenlik krizinin yanı sıra Mali, uluslararası güçlerin de yeni rekabet alanına dönüştü. 2020 ve 2021 yıllarında art arda yaşanan askeri darbelerin ardından ülkenin dış politikası tamamen değişti. Geleneksel müttefik konumundaki Fransa, yerel askeri yönetimle yaşadığı siyasi gerilimlerin sonucunda terörle mücadele birliklerini Mali'den çekmek zorunda kaldı. Avrupa ülkelerinin de desteğini çekmesiyle oluşan boşluk, büyük ölçüde Rusya tarafından dolduruldu.
Washington merkezli raporlara göre, sahadaki operasyonlarını başlangıçta Wagner Grubu aracılığıyla yürüten Moskova, son dönemde "Africa Corps" adlı yapı üzerinden askeri varlığını kurumsallaştırıp genişletiyor. 2025 başlarında yoğun zırhlı araç ve ağır teçhizat sevkiyatı yaptığı belirtilen Rusya'nın, askeri lojistiğini Gine üzerinden açtığı yeni kara ve deniz koridorlarıyla sağladığı ifade ediliyor. Analistler, bu adımların Mali ile sınırlı kalmayıp tüm Sahel bölgesini kapsayan kalıcı bir siyasi ve askeri nüfuz stratejisinin parçası olduğuna dikkat çekiyor.
Zengin Kaynaklar, Yoksul Halk
Tarih boyunca altın ticareti ve İslam ilimlerinin merkezi konumundaki devasa imparatorluklara ev sahipliği yapan coğrafya, bugün yeraltı zenginliklerine rağmen büyük bir ekonomik sıkıntı içinde. Afrika'nın en önemli altın üreticilerinden biri olan ülke, ekonomisinin bel kemiğini oluşturan tarım ve pamuk üretiminde iklim değişikliği ile kuraklığın yıkıcı etkilerini derinden hissediyor. Zengin doğal kaynakların halkın geneline yansımaması, kırsal bölgelerde artan gıda güvensizliği ve bitmek bilmeyen askeri operasyonlar, Mali'nin kısa vadede istikrara kavuşma umutlarını giderek daha da zorlaştırıyor.