Türkiye, yüksek yağışlar ve düşük sıcaklıklar sayesinde bu yıl orman yangını sezonuna meteorolojik açıdan avantajlı bir giriş yaptı. Ancak uzmanlar, yağışlarla birlikte artan ot miktarının ve insan kaynaklı risklerin büyük bir tehlike barındırdığına dikkat çekerek Temmuz-Eylül döneminin kritik önem taşıdığını belirtiyor.
Avrupa, rekor kıran yüksek sıcaklıklar ve buna bağlı olarak artan büyük orman yangınlarıyla mücadele ederken Türkiye, bu yılın yangın sezonunu görece daha olumlu hava koşullarıyla karşıladı. Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi verilerine göre, 1 Temmuz itibarıyla Avrupa Birliği ülkelerinde çıkan 962 büyük orman yangınında yaklaşık 119 bin hektar alan zarar gördü. Türkiye ise kış ve ilkbahar aylarında aldığı yoğun yağışlar sayesinde sezona nem dengesini koruyarak başladı.
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Çatal, 1 Ekim 2025 ile 31 Mayıs 2026 tarihleri arasını kapsayan su yılında Türkiye genelinde yağışların 650,9 milimetreye ulaştığını belirtti. Bu miktarın normal dönemlerin yüzde 34, bir önceki yılın aynı döneminin ise yüzde 75 üzerinde gerçekleştiğini vurgulayan Çatal, ilkbahar sıcaklıklarının da mevsim normallerinin 0,8 derece altında seyretmesinin ormanlardaki nem oranını koruyarak olumlu bir etki yarattığına işaret etti.
Artan Ot Miktarı Yangın Riskini Tetikliyor
Sezon başındaki bu olumlu tablonun ve Orman Genel Müdürlüğünün son yıllarda artan müdahale kapasitesinin önemine değinen Prof. Dr. Yılmaz Çatal, meteorolojik koşullara güvenerek rehavete kapılınmaması gerektiği konusunda uyardı. Yağışlı geçen dönemlerin orman tabanındaki ot ve ince yanıcı madde miktarını ciddi oranda artırdığını ifade eden Çatal, bu durumun yaz sıcaklarıyla birleştiğinde yangınların hızla yayılmasına yol açabileceğini belirtti.
Türkiye'deki orman yangınlarının yaklaşık yüzde 88'inin insan faaliyetlerinden kaynaklandığını hatırlatan Çatal, Muğla, Antalya, İzmir, Mersin ve Çanakkale gibi illerin hâlâ Avrupa'nın en yüksek yangın riski taşıyan bölgeleri arasında yer aldığını kaydetti. Özellikle temmuz ile eylül ayları arasındaki dönemin kritik bir eşik olduğunu vurgulayan Çatal, gelecekteki başarının sadece yangınları söndürmekten değil, onların çıkmasını önlemekten geçtiğini söyledi.
"Ege ve Akdeniz'de Sezon Kasıma Kadar Sürüyor"
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Merih Göltaş da konuya ilişkin değerlendirmesinde, hava sıcaklıklarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük seyretmesinin yanıcı maddelerin kurumasını geciktirdiğini doğruladı. Bu durumun yangınların büyüme hızını görece sınırladığını belirten Göltaş, buna karşın Ege ve Akdeniz bölgelerinde orman yangını riskinin kasım ayına kadar devam ettiğinin unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.
Göltaş, orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca alevler ortaya çıktıktan sonraki söndürme çalışmalarıyla sınırlı kalamayacağını belirterek, "Asıl başarı, yangının hiç başlamamasını sağlayacak önleyici tedbirlerin vatandaşlar, kurumlar ve yerel yönetimler tarafından ortak bir sorumluluk anlayışıyla uygulanmasına bağlıdır. Bu yaklaşım, hem yangın sayısını hem de olası afetlerin büyüme riskini önemli ölçüde azaltacaktır" diye konuştu.