ABD ve İsrail’in İran’a yönelik ortak askeri harekatı ve Tahran’ın misilleme tehditleri, küresel enerji piyasalarında deprem etkisi yarattı. Hürmüz Boğazı’ndaki trafik durma noktasına gelirken, petrol ve doğal gaz fiyatları son bir yılın zirvesini gördü.
BUGÜNKÜ HABERLER / DIŞ HABERLER SERVİSİ
Washington ve Tel Aviv yönetimlerinin İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyonlar, küresel enerji denklemini derinden sarstı. Nükleer müzakerelerin çökmesiyle başlayan gerilim, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğinin durma noktasına gelmesiyle "arz güvenliği" krizine dönüştü. Piyasalar, çatışmaların genişleyeceği endişesiyle haftaya sert yükselişlerle başladı.
Petrol Fiyatlarında Rekor Artış
Askeri operasyon haberlerinin hafta sonu piyasalar kapalıyken gelmesi, yeni haftanın açılışında panik alımlarını tetikledi. Brent petrolün varil fiyatı, kapanışa göre yaklaşık yüzde 8,5 değer kazanarak 79,19 dolar seviyesine tırmandı. Bu rakam, Ocak 2025'ten bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.
Benzer bir tablo ABD ham petrolünde de (WTI) yaşandı. WTI varil fiyatı yüzde 8,1 artışla 72,60 dolardan işlem görmeye başladı. Piyasa analistleri, Asya piyasalarındaki ilk tepkilerin ardından, çatışmaların şiddetine bağlı olarak fiyatlarda 10 dolar ve üzeri ek artışların yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.
Diplomatik Kriz Sahaya Yansıdı
Gerilimin fitili, ABD Başkanı Donald Trump’ın 27 Şubat tarihinde yaptığı açıklamalarla ateşlendi. 26 Şubat'ta başlayan nükleer müzakerelerde İran tarafının "iyi niyetli ve açık" bir tutum sergilemediğini belirten Trump, görüşmelerden memnuniyetsizliğini dile getirmişti. Bu açıklamaların hemen ardından gelen ortak askeri harekat, bölgedeki risk primini (savaş primi) en üst seviyeye taşıdı.
Hürmüz Boğazı’nda "Kilitlenme" Endişesi
Piyasaları asıl tedirgin eden gelişme ise enerji ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı’ndaki durum. Dünyadaki deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte birinin (günlük 20 milyon varil) geçtiği boğazda, askeri hareketlilik nedeniyle tanker trafiği neredeyse durma noktasına geldi.
İran'ın petrol üretiminde OPEC'in üçüncü büyük ülkesi olması (günlük 3,3 milyon varil) ve küresel arzın yaklaşık yüzde 4,5'ini tek başına sağlaması, olası bir üretim kesintisinin etkilerini daha da ağırlaştırıyor. Uzmanlar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi diğer körfez ülkelerinin sevkiyatlarının da bu krizden etkilenebileceğine dikkat çekiyor.
Doğal Gazda Yüzde 20'yi Aşan Sıçrama
Çatışma riski sadece petrolü değil, doğal gaz piyasalarını da vurdu. Avrupa'nın gösterge doğal gaz fiyatı olarak kabul edilen Hollanda merkezli TTF'de Nisan vadeli kontratlar, yüzde 20'nin üzerinde değer kazanarak megavatsaat başına 40,81 avroya yükseldi. Bu seviye, Avrupa gaz piyasasında son bir yılın zirvesi anlamına geliyor.
Dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden biri olan Güney Pars sahasının (Katar ile paylaşılan bölge) çatışma hattına yakınlığı, gaz tedariki konusundaki endişeleri körüklüyor.
OPEC'in Hamlesi Yeterli Olacak mı?
Piyasa gözlemcileri, İran kaynaklı arz kesintisinin OPEC ülkelerindeki yedek kapasite ile telafi edilip edilemeyeceğini tartışıyor. Ancak kartelin son dönemdeki üretim politikaları nedeniyle elindeki tampon kapasitenin sınırlı olduğu ve ani bir şokta piyasayı dengelemekte zorlanabileceği ifade ediliyor.