Peru'da gerçekleştirilen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda oy sayım işlemi tamamlanmak üzereyken, solcu aday Roberto Sanchez yurt dışı oylarının geçersiz sayılması için resmi başvuru yaptı.
Peru’da 7 Haziran’da düzenlenen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda heyecan ve gerilim tırmanıyor. Seçim Süreçleri Ulusal Ofisi tarafından yürütülen oy sayım işleminde sandıkların yüzde 99,71'i açılmışken, sol koalisyonun adayı Roberto Sanchez, seçim kuruluna kritik bir başvuruda bulundu. Sanchez, yurt dışı temsilciliklerinde kullanılan oyların tamamının iptal edilmesini talep etti.
İtirazın Gerekçeleri ve Seçimdeki Son Durum
Oy sayımının neredeyse tamamlandığı ve adaylar arasındaki farkın son derece hassas bir dengede ilerlediği süreçte, solcu lider Roberto Sanchez’in bu hamlesi siyaset sahnesinde geniş yankı uyandırdı. Sanchez ve seçim kampanyasını yürüten kurmayları, yurt dışında kullanılan oyların teslimi ve sayımı sırasında şeffaflık ilkelerinin ihlal edildiğini savunuyor. Yapılan resmi başvuruda, bazı bölgelerdeki oy pusulalarında usulsüzlükler tespit edildiği öne sürülerek, bu durumun seçim güvenliğini zedelediği iddia edildi.
Seçim merkezinden gelen son verilere göre, sandıkların yüzde 99,71'e yakın bölümünün sayılmasıyla birlikte iki aday arasındaki oy farkının çok az olması, yurt dışından gelecek oyların nihai sonuç üzerindeki belirleyici rolünü artırıyor. Sanchez'in ekibi, sürecin güvenilirliği tam olarak sağlanana kadar yurt dışı oylarının işleme alınmaması gerektiği konusunda ısrar ediyor.
Seçim Kurulunun Kararı Bekleniyor
Peru Ulusal Seçim Jürisi, solcu aday Roberto Sanchez’in sunduğu iptal talebini ve beraberindeki itiraz dilekçesini incelemeye aldı. Ülkede seçim yasaları çerçevesinde yürütülecek bu hukuki sürecin, resmi sonuçların açıklanmasını geciktirmesi bekleniyor.
Siyasi analistler, seçim kurulunun vereceği kararın Peru'nun gelecekteki siyasi istikrarı açısından hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. Kurulun itirazı reddetmesi durumunda sayım işlemlerinin tamamlanarak kazananın ilan edilmesi, kabul etmesi durumunda ise ülkenin derin bir hukuki belirsizliğe sürüklenmesi ihtimali üzerinde duruluyor.