1 Mayıs 2026 Cuma
Haber

Suriye Direnişinin Sembolü Hamza el-Hatib'in Annesinden Tarihi Yargılamaya İlk Yorum: "Adalet Ancak Esed Hesap Verdiğinde Tamamlanacak"

Suriye'de 2011 yılında henüz 13 yaşındayken vahşice katledilerek halk ayaklanmasının sembolü haline gelen Hamza el-Hatib'in annesi Samira Hahami, dönemin Dera sorumlusu Atef Necib'in hakim karşısına çıkmasının acılarını bir nebze olsun dindirdiğini, ancak asıl adaletin rejimin en üst düzey isimlerinin cezalandırılmasıyla sağlanacağını vurguladı.

Paylaş:
Suriye Direnişinin Sembolü Hamza el-Hatib'in Annesinden Tarihi Yargılamaya İlk Yorum: "Adalet Ancak Esed Hesap Verdiğinde Tamamlanacak"

Suriye'de 2011 yılında henüz 13 yaşındayken vahşice katledilerek halk ayaklanmasının sembolü haline gelen Hamza el-Hatib'in annesi Samira Hahami, dönemin Dera sorumlusu Atef Necib'in hakim karşısına çıkmasının acılarını bir nebze olsun dindirdiğini, ancak asıl adaletin rejimin en üst düzey isimlerinin cezalandırılmasıyla sağlanacağını vurguladı.

Suriye'de 15 yıl süren kanlı rejimin ardından adalet arayışı, sembol davalarla yargı salonlarına taşınıyor. 2011 yılında Dera kentinde 13 yaşındaki Hamza el-Hatib'in işkenceyle öldürülmesinin baş sorumlusu olarak bilinen ve dönemin Dera bölgesi güvenlik şefi olan Atef Necib, Şam'daki Adalet Sarayı'nda ilk kez hakim karşısına çıkarıldı. Bu tarihi gelişme, yıllardır evlat acısı çeken kayıp yakınları ve kurban aileleri için büyük bir dönüm noktası oldu.

Oğlunun acımasızca katledilmesiyle hayatı kararan anne Samira Hahami, başlayan yargılama sürecini temkinli bir umutla karşılıyor. Yıllar sonra gelen bu adli adımın yüreklerine bir nebze olsun su serptiğini belirten Hahami, bunun tam bir iyileşme sağlamadığını ifade etti. Hahami'ye göre gerçek şifa, sistemi yöneten "yılanın başı" olarak nitelendirdiği Beşşar Esed ve diğer üst düzey yetkililerin de yargılanarak en ağır cezaya çarptırılmasıyla mümkün olacak.

"Gördüğüm Beden Benim Hamzam Değildi"

Oğlunun cansız bedenini teslim aldığı günü hayatının en karanlık anı olarak tarif eden Hahami, o dönemin vahşetini ilk günkü travmasıyla hatırlıyor. Çocuğunun sadece arkadaşlarıyla dışarı çıktığını ve hiçbir suçu olmadığını anlatan acılı anne, rejimin çocuklara bile acımayan kanlı yüzünü şu sözlerle özetliyor:

"Oğlumu getirdiklerinde vücudundaki izler her şeyi belgeliyordu. Yüzü, bedeni o kadar deforme olmuştu ki, sanki o benim Hamzam değildi. Onu o halde görmek kelimelerle ifade edilemeyecek bir şoktu. İnsafı olan birinin bir çocuğa bu ağır işkenceleri yapması mümkün değil."

Bir Halkın Kaderini Değiştiren Cinayet

Nisan 2011'de Dera'da güvenlik güçleri tarafından alıkonulan Hamza el-Hatib, haftalarca süren ağır işkencelerin ardından ailesine cansız ve tanınmaz halde teslim edilmişti. Çocuğun bedenindeki ağır işkence izleri hızla ülke geneline yayılmış ve yerel düzeyde başlayan protestoların, rejimi deviren ulusal bir halk ayaklanmasına dönüşmesindeki en büyük kırılma noktalarından biri olmuştu.

Şam Dördüncü Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlanan Atef Necib davası, Beşşar Esed'in yakın akrabalarının ve rejimin kilit isimlerinin işledikleri insanlığa karşı suçlardan dolayı sivil mahkemelerde hesap verdiği ilk büyük duruşmalardan biri olma özelliğini taşıyor.

Hamza'nın annesi Samira Hahami'nin adalet çağrısı, Suriye zindanlarında hayatını kaybeden yüz binlerce sivilin ailesinin ortak talebini yankılıyor. Gerçek huzurun sadece alt düzey tetikçilerin veya bölgesel yöneticilerin değil, emri veren en tepe noktanın mahkum edilmesiyle tesis edileceği inancı, Suriye halkının adalet arayışının merkezinde yer almaya devam ediyor.