5 Mart 2026 Perşembe
Haber

Tekirdağ’ın Ramazan Geleneği: Bakır Kazanlarda Kaynayan Asırlık Lezzet "Şakşaki"

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, Osmanlı döneminden günümüze uzanan tatlı bir miras olan "şakşaki şekeri", bir asrı aşkın süredir aynı aile tarafından geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ediyor. Ramazan ayına özgü bu lezzet, teknolojiye inat bakır kazanlarda kaynatılarak sofralardaki yerini alıyor.

Paylaş:
Tekirdağ’ın Ramazan Geleneği: Bakır Kazanlarda Kaynayan Asırlık Lezzet "Şakşaki"

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, Osmanlı döneminden günümüze uzanan tatlı bir miras olan "şakşaki şekeri", bir asrı aşkın süredir aynı aile tarafından geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ediyor. Ramazan ayına özgü bu lezzet, teknolojiye inat bakır kazanlarda kaynatılarak sofralardaki yerini alıyor.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde yaşayan Ilıca ailesi, dört kuşaktır sürdürdükleri "şakşaki şekeri" üretimiyle bölgenin unutulmaya yüz tutmuş bir geleneğini yaşatıyor. Sanayileşme ve fabrikasyon gıda üretiminin yaygınlaşmasına rağmen, el emeği ve sabır gerektiren bu asırlık tatlı, ailenin küçük imalathanesinde Ramazan ayı boyunca hazırlanarak meraklılarına sunuluyor.

Dört Kuşaktır Değişmeyen Tarif

Şakşaki şekerinin üretim serüveni, Ilıca ailesinin büyük dedelerinin Osmanlı döneminde bu zanaatı öğrenmesiyle başladı. Bugün işletmenin başında olan Mehmet Ilıca, dedesinden babasına, oradan da kendisine miras kalan bu mesleği oğlu Eray Ilıca ile birlikte sürdürüyor. Üretim sürecinin tamamen el işçiliğine dayandığını belirten Mehmet Ilıca, bu tatlının sadece ticari bir ürün değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğunu vurguluyor.

Ilıca, "Bu gelenekler kaybolmasın diye çabalıyoruz. Dedem dayısından öğrenmiş, bugün ise ben ve çocuklarım yapıyoruz. İnşallah torunlarımız da bu mirası devralır," ifadelerini kullandı.

Sabır İsteyen Üretim Süreci

Şakşaki şekerinin yapımı, dışarıdan göründüğünden çok daha zahmetli bir süreç gerektiriyor. Üretim, şekerin bakır kazanlarda en az bir saat boyunca kaynatılmasıyla başlıyor. Kıvamını alan şerbet, daha sonra ustalık gerektiren bir teknikle fındıkların üzerine ince ince dökülüyor.

Mehmet Ilıca, lezzetin sırrının döküm tekniğinde saklı olduğunu belirterek süreci şöyle özetliyor: "Şerbeti ne kadar ince dökerseniz şeker o kadar tırtıklı ve iri olur. Kalın döküldüğünde şekli bozulur. Döküm işleminin ardından şekeri yaklaşık bir hafta dinlenmeye, yani mayalanmaya bırakıyoruz. Yemesi kolay ama yapımı büyük sabır isteyen bir iş."

Katkı Maddesi İçermiyor

İşletmenin genç kuşak temsilcisi Eray Ilıca, geçmişte tonlarca üretilen bu şekerin günümüzde daha butik bir üretime dönüştüğünü ancak lezzetinden ödün vermediklerini belirtti. Şakşaki şekerinin içinde hiçbir katkı maddesi bulunmadığını vurgulayan Eray Ilıca, "Sadece şeker ve fındık kullanıyoruz. Yıllardır aynı dengeyi ve doğallığı korumaya çalışıyoruz," dedi.

Ramazan Sofralarının Nostaljik Eşlikçisi

Trakya bölgesinde Ramazan ayının simgelerinden biri haline gelen şakşaki şekeri, yöresel yeme alışkanlıklarıyla da bütünleşmiş durumda. Geleneksel olarak mısır ekmeği ve nohut çöreği ile birlikte tüketilen bu tatlı, eski Ramazanlarda teravih namazı çıkışlarında ve mukabelelerin ardından çocuklara dağıtılan bir ikram olarak biliniyor.

Sadece Ramazan ayında üretilmesine rağmen çevre illerden de yoğun talep gören şakşaki şekeri, Ilıca ailesinin çabalarıyla Trakya’nın tatlı kültüründe varlığını sürdürmeye devam ediyor.