Londra merkezli enerji düşünce kuruluşu Ember'ın yayımladığı son rapora göre Türkiye, 2025 yılında güneşten elektrik üretimini dünyada en fazla artıran yedinci ülke konumuna yükseldi. Ülkenin rüzgar ve güneş enerjisinden sağladığı elektrik oranı yüzde 22'ye ulaşarak küresel ortalamayı geride bıraktı.
Londra merkezli uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember tarafından yayımlanan Küresel Elektrik Görünümü Raporu, Türkiye'nin yenilenebilir enerji alanındaki hızlı büyümesini gözler önüne serdi. Dünyadaki elektrik talebinin yüzde 92'sini temsil eden 91 ülkenin verilerini kapsayan rapora göre Türkiye, 2025 yılında güneş enerjisinden elektrik üretimini küresel ölçekte en fazla artıran 7. ülke oldu.
Küresel bazda yenilenebilir enerji kaynakları tarihi bir eşiği aşarak elektrik üretiminin yüzde 33,8'ini karşıladı ve son 100 yılda ilk kez kömürün payını geride bırakmayı başardı. Dünyada güneş enerjisinden elektrik üretimini en fazla artıran ülkeler sırasıyla Çin, ABD, Hindistan, Brezilya, Pakistan ve Almanya olurken; Türkiye bu devlerin hemen ardından yedinci sıraya yerleşti. Türkiye'yi İtalya, Fransa ve Hollanda takip etti.
Raporun Türkiye'ye ilişkin detaylarında, ülkenin rüzgar ve güneşten elektrik üretimi oranının yüzde 22 seviyesine ulaşarak yüzde 17'lik dünya ortalamasını belirgin bir şekilde geçtiği vurgulandı. Sadece güneş enerjisinin Türkiye'nin toplam elektrik üretimindeki payı son iki yıl içinde iki katına çıkarak 2025 itibarıyla yüzde 10,5'e tırmandı.
Öte yandan raporda, rüzgar ve güneş enerjisindeki bu güçlü büyümenin yanı sıra, Türkiye'nin hidroelektrik üretimindeki sert düşüşe de dikkat çekildi. Türkiye, 18 teravatsaatlik azalışla Brezilya'nın ardından hidroelektrik üretiminde dünyada en büyük düşüşü yaşayan ikinci ülke oldu. Bu üretim kaybının doğal gaz santralleri devreye sokularak telafi edilmesi, Türkiye'ye yıllık ortalama 1,8 milyar dolarlık ek doğal gaz ithalatı faturası çıkardı.
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin özellikle güney ve doğu komşularına kıyasla rüzgar ve güneş enerjisinde ulaştığı kapasiteyle Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya için önemli bir rol model haline geldiğini belirtti. Güneş ve rüzgar yatırımlarının Türkiye'nin enerji güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Alparslan, bu yenilenebilir kaynakların hızla yaygınlaştırılmasının kurak dönemlerdeki hidroelektrik kaybını telafi edeceğini ve maliyetli fosil yakıt ithalatının önüne geçeceğini ifade etti.