Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, NATO Ulusal Silahlanma Direktörleri Konferansı (CNAD) kapsamında gerçekleştirdiği Brüksel ziyaretinin ardından, Türkiye'nin yerli üretim kapasitesiyle müttefik ülkeler için stratejik bir savunma tedarik merkezine dönüştüğünü vurguladı.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, İttifak'ın tedarik ve kabiliyet geliştirme politikalarına yön veren üst düzey istişare platformu Ulusal Silahlanma Direktörleri Konferansı (CNAD) toplantılarına katılmak üzere bulunduğu Brüksel'deki temaslarını tamamladı. Görgün, görüşmelerin ardından yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin küresel güvenlik mimarisindeki değişen konumuna dikkat çekti.
Brüksel'deki mesaisi kapsamında üst düzey savunma yetkilileriyle bir araya gelen Görgün; İtalya Ulusal Silahlanma Direktörü Koramiral Giacinto Ottaviani, eski Avrupa Savunma Ajansı (EDA) Direktörü Jiri Sedivy, NATO Savunma Sanayisi ve İnovasyondan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Tarja Jaakkola ve NATO Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanı Korgeneral Kemal Turan ile stratejik iş birliği toplantıları gerçekleştirdi. Bu görüşmelerde, Avrupa ve NATO güvenlik mimarisi çerçevesinde yeni ortaklık fırsatları masaya yatırıldı.
"İkinci Büyük Ordu Olmanın Ötesine Geçtik"
Temaslarına ilişkin resmi bir değerlendirme yayımlayan Savunma Sanayii Başkanı, Türkiye'nin İttifak içindeki rolünün boyut değiştirdiğinin altını çizdi. Geçmişte ağırlıklı olarak insan gücü ve ordusunun büyüklüğüyle anılan Türkiye'nin, gelinen noktada teknolojik altyapısı ve üretim yetenekleriyle öne çıktığını belirten Görgün, şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye uzun yıllar boyunca NATO'nun ikinci büyük ordusu sıfatıyla İttifak'ın önemli bir üyesi olarak görülüyordu. Bugün ise yerli ve milli kabiliyetlerle ürettiği kara, hava ve deniz araçları; elektronik harp sistemleri, hava savunma çözümleri ile akıllı mühimmatları sayesinde tüm dost ve müttefik ülkelerin temel çözüm ortağı haline gelmiştir."
Küresel arenada belirsizliğin ve öngörülemezliğin yeni bir normal haline geldiğini hatırlatan Görgün, Türkiye'nin araştırma-geliştirme gücü ve artan seri üretim kapasitesinin, ülkenin savunma alanındaki stratejik ağırlığını her geçen gün pekiştirdiğini ifade etti. Üretim bantlarından inen yeni nesil sistemlerin müttefik ülkelerin envanterlerine entegrasyonu, Türkiye'nin NATO içerisindeki "güvenilir tedarikçi" statüsünü güçlendirmeye devam ediyor.