Türk sinemasının kült yapımlarına görsel kimlik kazandıran usta görüntü yönetmeni Uğur İçbak, Ankara'da katıldığı sinema atölyesinde sektörün mevcut durumunu değerlendirdi. İçbak, Türkiye'nin sinema teknolojisinde dünya standartlarına ulaştığını belirtirken, sahip olunan zengin coğrafyaya rağmen özgün hikaye üretiminde hala eksiklikler yaşandığına dikkat çekti.
Türk sinemasında iz bırakan Eşkıya, Hokkabaz, Av Mevsimi ve Organize İşler gibi unutulmaz filmlerin arkasındaki görsel zeka olan görüntü yönetmeni Uğur İçbak, başkentte düzenlenen bir sinema atölyesinde genç sinemacılarla bir araya geldi. Kendi kariyer yolculuğunu, sektördeki teknolojik dönüşümü ve iyi bir görüntü yönetmeninin sahip olması gereken özellikleri anlatan İçbak, Türk sinemasının uluslararası alandaki konumuna dair çarpıcı tespitlerde bulundu.
Görüntü yönetmenliğini "ışıkla resim yapmak" olarak tanımlayan İçbak, bu mesleğin sadece güçlü bir teknik donanım değil, aynı zamanda yüksek bir yaratıcılık gerektirdiğini vurguladı. Yönetmenin zihninde kurduğu dünyayı ışık ve atmosferle inşa etmenin görüntü yönetmeninin en temel sorumluluğu olduğunu belirten usta isim, mesleğe adım atmak isteyen gençlere kariyerlerinin başında bol bol kısa film çekerek kendilerini geliştirmeleri tavsiyesinde bulundu.
Meslek hayatında 40 yılı geride bırakan İçbak, 1990'lardan günümüze Türk sinemasının yaşadığı değişimi anlatırken dijitalleşmenin getirdiği avantajlara değindi. Günümüzde Türk yapımlarının teknik kalite ve görüntü işçiliği açısından dünya sinemasıyla rekabet edebilir bir noktaya ulaştığını belirten İçbak, "Birçok Avrupa ülkesinden daha ileride olduğumuzu çok rahatlıkla söyleyebilirim" dedi.
Görsel kalitedeki bu yükselişin senaryo ve hikaye anlatıcılığına her zaman aynı oranda yansımadığını da sözlerine ekleyen İçbak, "Bizim gibi çok zengin bir coğrafyada, hala bize özgü hikayeleri anlatmakta eksikliğimiz olduğunu söyleyebilirim. Buradan çok daha fazla ve yaratıcı hikayeler çıkabilir" ifadelerini kullanarak sektördeki senaryo krizine dikkat çekti. Yakın dönemde Türk filmlerinin uluslararası festivallerde aldığı başarılı sonuçlara da değinen İçbak, Berlin'de Türk yapımlarının elde ettiği büyük ödüllerin gelecek adına umut verici olduğunu dile getirdi.
Sinemaya olan ilgisinin çocukluk yıllarında babasının eve getirdiği bir kamerayla başladığını ve amatör çekimler yaparak mesleki tutkusunu keşfettiğini aktaran İçbak, dönüm noktalarından birinin Mustafa Altıoklar'ın "Denize Hançer Düştü" filmi olduğunu belirtti. Bu filmdeki çalışmasıyla Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Görüntü Yönetmeni" ödülünü kazandığında henüz yolun çok başında olduğunu söyleyen usta sinemacı, kısa film çekimleriyle sektöre sağlam bir giriş yapmasının bu başarıdaki rolünü vurguladı. İçbak ayrıca, Yavuz Turgul imzalı "Eşkıya" filminin set ortamını da anlatarak, o dönem Türk sinemasında birçok ilke imza attıklarının tüm ekip tarafından bilindiğini ifade etti. Söyleşi, genç katılımcıların sektöre dair merak ettikleri soruların yanıtlanmasıyla sona erdi.