İstanbul’da Dünya Kulak ve İşitme Günü kapsamında bir araya gelen tıp otoriteleri, işitme kaybının önlenebilirliğine dikkat çekti. Uzmanlar, özellikle yenidoğan taramalarının ve koklear implant gibi ileri tedavi yöntemlerinin önemini vurguladı.
İstanbul’da düzenlenen "3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü" toplantısında bir araya gelen Kulak Burun Boğaz (KBB) ve Odyoloji uzmanları, işitme sağlığı konusundaki güncel verileri ve tedavi protokollerini masaya yatırdı. Hekimler, işitme kaybının yalnızca yaşlılıkta görülen doğal bir süreç olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, erken teşhisin sosyal ve bilişsel gelişimdeki kritik rolüne işaret etti.
Toplantıda öne çıkan en önemli başlıklardan biri, işitme kaybının artık "çaresiz bir durum" olmaktan çıkmasıydı. Uzmanlar, gelişen teknoloji ve yaygınlaşan tarama programları sayesinde, işitme yetisini tamamen kaybetme riskiyle doğan bebeklerin bile, doğru zamanda yapılan müdahalelerle yaşıtlarıyla eş değer bir gelişim gösterebildiğini vurguladı.
"İlk 6 Ay Kritik Eşik"
Uzmanlar, işitme kaybına müdahalede zamanlamanın hayati önem taşıdığını belirtti. Özellikle yenidoğan döneminde yapılan işitme taramalarının, sorunun tespiti için ilk ve en önemli adım olduğu ifade edildi. Tıbbi verilere göre, işitme kaybı ile doğan bir bebeğe ilk 6 ay içinde tanı konulup işitme cihazı veya rehabilitasyon sürecine başlanması, dil ve konuşma gelişiminin sağlıklı ilerlemesini sağlıyor.
Toplantıda paylaşılan görüşlere göre, geç kalınan vakalarda beyindeki işitme merkezleri köreliyor ve sonrasında yapılan tedaviler, erken dönemdeki kadar verimli sonuçlar vermeyebiliyor. Bu nedenle ailelerin, bebeklerinin tepkilerini dikkatle izlemesi ve şüphe durumunda vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerektiği belirtildi.
Biyonik Kulak ve Teknolojik Çözümler
Toplantının bir diğer gündem maddesi ise tedavi seçeneklerindeki teknolojik ilerlemelerdi. İşitme cihazlarından yeterli faydayı göremeyen veya ileri derecede işitme kaybı olan hastalar için "biyonik kulak" olarak bilinen koklear implant cerrahisinin önemi aktarıldı.
Hekimler, koklear implantın sadece sesi yükselten bir cihaz olmadığını, doğrudan işitme sinirini uyararak beynin sesi algılamasını sağladığını dile getirdi. Türkiye'de bu operasyonların başarıyla uygulandığı ve devlet güvencesi kapsamında olduğu hatırlatılarak, uygun adayların bu teknolojiden faydalanmasının topluma kazandırılmaları açısından elzem olduğu vurgulandı.
Gürültü Kirliliği ve Genç Nüfus Riski
Uzmanlar, işitme kaybının sadece doğuştan gelen veya yaşlılığa bağlı bir sorun olmadığını, modern yaşamın getirdiği risklerin de arttığını kaydetti. Özellikle genç nüfus arasında yaygınlaşan yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı ve kulaklık kullanımının, kalıcı işitme hasarlarına yol açabileceği uyarısında bulunuldu.
İstanbul'daki toplantıdan çıkan ortak sonuç bildirgesinde, "İşitme kaybı önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur" mesajı verilirken, toplumun her kesiminin düzenli işitme testleri konusunda bilinçlenmesi gerektiğinin altı çizildi.