1 Mayıs 2026 Cuma
Haber

Uzmanlardan Dijital Platform Uyarısı: Kapalı Gruplarda Şiddet Normalleşiyor

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının ardından dijital mecraların gençler üzerindeki etkilerini değerlendiren akademisyenler, denetimsiz platformlarda dolaşıma giren şiddet içeriklerinin zamanla normalleşerek ciddi toplumsal riskler yarattığına dikkat çekiyor.

Paylaş:
Uzmanlardan Dijital Platform Uyarısı: Kapalı Gruplarda Şiddet Normalleşiyor

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarının ardından dijital mecraların gençler üzerindeki etkilerini değerlendiren akademisyenler, denetimsiz platformlarda dolaşıma giren şiddet içeriklerinin zamanla normalleşerek ciddi toplumsal riskler yarattığına dikkat çekiyor.

Son dönemde Şanlıurfa'da bir lisede ve Kahramanmaraş'ta bir ortaokulda meydana gelen silahlı saldırılar, gençlerin maruz kaldığı dijital kültürün ve şiddet içerikli platformların etkilerini yeniden tartışmaya açtı. Sosyologlar ve iletişim uzmanları, dijital dünyadaki denetimsizliğin gençler arasında şiddeti sıradanlaştırdığı konusunda birleşiyor.

Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar, ABD ve Kanada gibi ülkelerde sıkça karşılaşılan okul saldırılarının Türkiye'de de görülmeye başlanmasının dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Bu tür eylemlerin henüz genellenebilir bir seviyede olmadığını ifade eden Sunar, meselenin yalnızca bireysel psikolojiyle açıklanamayacağını; dijital kültür, akran baskısı ve görünürlük arzusu gibi çok boyutlu etkenlerin göz önüne alınması gerektiğini vurguluyor.

"Şiddet İntikam ve Güç Olarak Sunuluyor"

Gençlerin özellikle ilk gençlik yıllarında yaşadıkları dışlanma, zorbalık ve yalnızlık hissinin dijital platformlardaki karşılaştırma kültürüyle birleştiğinde derinleştiğini belirten uzmanlar, bu durumun öfke ve yabancılaşmaya yol açabildiğini ifade ediyor. Kamusal alanlarda yüz yüze sosyalleşme imkanlarının azalmasıyla birlikte gençlerin Discord ve Telegram gibi yarı kapalı mesajlaşma gruplarına yöneldiği gerçeği ön plana çıkıyor.

Prof. Dr. Lütfi Sunar, bu platformların çoğunlukla yetişkin denetiminden uzak olduğuna işaret ederek, benzer düşüncedeki bireylerin birbirini beslediği "yankı odaları"nın tehlikelerine dikkat çekiyor. Bu ortamlarda şiddetin filtreye takılmadan paylaşıldığını ve zamanla normalleştiğini belirten Sunar, şiddetin gençler arasında bir "güç" veya "kahramanlık" gösterisi olarak algılanmasının empati duygusunu zayıflattığını belirtiyor.

Değerler Sistemindeki Erozyon ve Yalnızlaşma

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mahmut Hakkı Akın ise sorunun küresel çapta yaşanan bir değerler erozyonu ile bağlantılı olduğunu savunuyor. Eğlence ve kültür endüstrisinin insanları yalnızca birer tüketici konumuna indirgediğini belirten Akın, sosyal medya mecralarının sosyalleşme yanılsaması yarattığını ancak gerçekte bireyleri daha da yalnızlaştırdığını ifade ediyor.

Gerçek dünyada aile, okul ve akranlarıyla sağlıklı iletişim kuramayan gençlerin sanal ortamlarda kendilerini ispatlama ve kabul görme arayışına girdiğini dile getiren Akın, bu noktada en büyük sorumluluğun ailelere düştüğünü hatırlatıyor. Çocukların dijital dünyadaki adımlarını takip etmenin zorluğuna rağmen ailelerin çocuklarına güçlü bir ahlaki temel kazandırmasının önemine vurgu yapılıyor.

"Medya Şiddeti Dramatize Etmemeli"

Uzmanların üzerinde durduğu bir diğer kritik konu ise basının şiddet olaylarını ele alış biçimi. Şiddet olaylarının medyada aşırı detaylandırılarak ve dramatize edilerek sunulmasının, benzer eylemleri gerçekleştirmeye meyilli kişilerde bir tür "tanınma" aracı olarak görülebileceği uyarısı yapılıyor. Toplumsal infial yaratan olaylarda, faillerin kimlik ve sembollerinin sürekli dolaşımda tutulmasının bir taklit etkisi yaratabileceği belirtilirken, medya organlarının reyting kaygısından uzak, sorumlu ve soğukkanlı bir dil kullanmasının şart olduğu ifade ediliyor.