Yeşilay tarafından gerçekleştirilen araştırmalar, internette geçirilen sürenin uzamasının gençler ve çocuklar üzerindeki siber zorbalık riskini doğrudan artırdığını ortaya koydu. Veriler, güçlü aile içi iletişimin ve ebeveyn desteğinin bu dijital tehlikeye karşı en etkili koruyucu faktör olduğunu gösteriyor.
Yeşilay'ın son dönemde yürüttüğü iki ayrı araştırma, dijital dünyada karşılaşılan siber zorbalık vakaları ile internet kullanım alışkanlıkları arasındaki doğrudan ilişkiyi gözler önüne serdi. Araştırma sonuçlarına göre, çocukların ve gençlerin çevrimiçi mecralarda geçirdiği süre arttıkça siber zorbalığa maruz kalma veya zorba davranışlar sergileme ihtimalleri de önemli ölçüde yükseliyor.
Teknoloji bağımlılığı ve bilinçsiz internet kullanımı, dijital platformlarda güvenliği tehdit eden unsurların başında geliyor. İncelenen veriler, kontrolsüz ekran süresinin bireyleri siber zorbalık açısından daha savunmasız hale getirdiğini gösteriyor. Özellikle sosyal medya platformlarında ve çok oyunculu çevrimiçi oyunlarda uzun saatler geçiren gençler; anonim hesaplar üzerinden yapılan psikolojik şiddet, dışlanma, alay edilme veya tehdit gibi siber zorbalık türlerine daha sık maruz kalıyor. İnternet kullanımının artması, aynı zamanda gençlerin denetimsiz içeriklerle karşılaşma olasılığını da yukarı çekiyor.
Araştırmanın en çarpıcı bulgularından biri ise aile desteğinin dijital tehlikeler karşısındaki koruyucu gücü oldu. Veriler, aile içi iletişimin güçlü olduğu, çocukların ebeveynleriyle sorunlarını yargılanma korkusu olmadan rahatça paylaşabildiği ortamlarda siber zorbalık riskinin belirgin şekilde azaldığını işaret ediyor. Ebeveynlerin çocuklarının dijital alışkanlıklarını baskıcı olmayan, rehberlik edici bir yaklaşımla takip etmesi ve karşılaşılan sorunlarda destekleyici bir tutum sergilemesi, siber zorbalığın yaratabileceği psikolojik tahribatı en aza indiriyor.
Bu bulgular ışığında uzmanlar, ailelere çocuklarının internet kullanım sürelerini sağlıklı bir şekilde sınırlandırmaları ve onlarla dijital dünyadaki deneyimleri hakkında düzenli olarak konuşmaları çağrısında bulunuyor. Teknolojinin tamamen yasaklanması yerine, bilinçli ve güvenli internet kullanımı alışkanlıklarının kazandırılması, dijital çağda çocukların hem fiziksel hem de ruh sağlığını korumanın temel anahtarı olarak değerlendiriliyor.